FİNANS

STRATEJİK ANALİZ

DENEMELER

OSMANLI

DÜNYA & YAŞAM

Küresel ekonomide maliyet yönetimi.



Merhaba,

Finansal yönetimin ana kriterlerinden biri olan MALİYET YÖNETİMİ konusuna farklı bir yaklaşımda bulunmak istiyorum.Genel olarak maliyet yönetimi kriterleri ( Sabit.Değişken.Fırsat ) bilinse de değişken ve fırsat maliyetlerinin ne kadar hayati önemde oldukları konusunda ülkemizde yeterli bir bilinç olmadığı kanaatindeyim.Çünkü.Danışmanlık yaptığım şirketlerde muhasebe müdürleri ve mali müşavirlerle yaptığım toplantılarda bu konunun çok az  bilindiğine defalarca şahit oldum.

Konuyu iki bölümde anlatmaya çalışacağım.Birinci bölüm dar kapsamda  ulusal şirketlerdeki maliyet yönetiminin nasıl olduğunu,olması gerektiğini, ikinci bölümde ise küresel şirketlerin varlıklarının devamlılığı sürdürmek açısından nasıl bir maliyet yönetimi kurguladıklarını yazacağım.

ULUSAL EKONOMİLER;

İnsanoğlu özel mülkiyeti keşfettiğinden beri maliyet konusunda kafa yormakta veya bu sorunu çözmek için yeni yöntemler  geliştirmeye çalışmaktadır.Maliyet var olma veya yok olmanın asli unsuru gibidir.Doğrudur da aslında.Demir çağının artı değeri üretim veya diğer  alanlarda kurumlaştırması güçlü krallıkların doğmasına neden olmuştur.Tabiki bu dönemlerde maliyetlere inisiyatif koymak daha kolaydı.Devlet iradesi gereken tedbirleri alıyordu.Geniş halk kitlelerinin içine düştükleri durumlar önemli değildi.Tabiki yaşanan olumsuzluk nicel olarak birikiyordu.Zamanı geldiğinde ise nitel olarak patlıyor ve devlet zayıflıyor sonunda da yıkılıyordu.600 ve 700   lü yıllara kadar bu böyle devam etti.Bu yıllar ticaret,üretim,inşaat alanlarında ilk şirketlerin kurulduğu yıllardır.

ŞİRKETLER VE TÜZEL KİŞİLİKLERİN GELECEKLERİ,EKONOMİK BÜYÜME MALİYETLERE BAĞLIDIR DİYEBİLİRİZ.HATTA ÜLKELERİN.

Ulusal şirketlerde maliyet yönetimi ülke içindeki dinamiklere bağlıdır.Eğer ilgili ülke kurumlaşmış,gelişmiş bir ülke ise değişken ve fırsat maliyeti kriterleri çoğunlukla çözülmüş durumdadır.Ülkenin finansal verileri genellikle güvenilirdir. Finansal veri tabanı açık,net ve şeffaftır.Haksız rekabet konusu çözülmüş sayılabilir.Şirketler maliyetleri belirlerken değişken maliyetleri çoğunlukla doğru tespit edebilirler.Ekonomik hayat kurumlaşmıştır.Ürettiğiniz veya sattığınız mal için harcadığınız sermayenin getirisi fırsat maliyeti açısından ciddi kayıplar içermez.

Enflasyon ve faiz ikilisi arasındaki denge  devamlı  takip edilmektedir.


Sermaye ortalıkta boş boş dolaşmaz.

Gelişmemiş ülkelerde ise değişken maliyet tespiti oldukça zordur.Uygulanan para politikalarından tutunda, dış ticaret açığına,enflasyon/deflasyon ikilisine,ülkedeki sermaye birikimine,sermayenin maliyetine,bilinemeyen arz/talep dengesine,sağlıksız veri tabanlarına kadar oldukça fazla kriter örneği verebiliriz.Dolayısıyla üretiğiniz mal veya hizmetin getirisinin fırsat maliyeti açısından ciddi kayıplar içermesi bahis konusu olabilir.Eğer o ülkede tekelleşmemişseniz,konunuzda uzmanlaşmamış iseniz,ihtiyac yaratan bir mal üretmiyorsanız,katma değeri yüksek bir sektörde değilseniz kısa-uzun vadede yok olmanız kaçınılmazdır.Maliyet tüzel kişiliklerin,ülkelerin ve insanoğlunun yaşamasında,gelişmesindeki önemini her zaman koruyacaktır.

Ayrıca fırsat maliyeti de dar kapsamda düşünülmektedir.Klasik olarak bir malı biraz daha fazla üretmek için vazgeçilen başka bir maldan  gelebilecek kazançtır.Fakat.Ürettiğiniz ve sattığınız bir mala harcadığınız maliyetin ( sermaye açısından ) farklı alanlarda getirebileceği kazanç nedir ?.Geri kalmış ülkelerde sermaye birikimi hayati önemdedir.

Peki geri kalmış ülkelerde maliyet yönetiminin geldiği son nokta nedir.Ücretlere yüklenmek.35 yıllık iş hayatımda defalarca gördüğüm,şahit olduğum bizzat kendimin de başvurduğu bu yöntem inisiyatif kullanılabilecek ,elimizde olan tek,belirleyici kriter.Diğer kriterler konusunda şansımız çok az.Eğer kaliteli bir finans müdürünüz varsa ( muhasebe ve finansı entegre edebilmiş,küresel ekonomiyi takip eden ) şansınız artabilir.Tabiki bununda garantisi yoktur.O yüzden şirketlerin bütçe yapmaları üstelik bu bütçe sisteminde fiili sapmaların anında tespit edilip bütçenin güncellenmesi şarttır.Kısaca iş devletin kurumlaşmasına her alanda katma değer yaratmasına odaklanmaktadır.

Şirket yönetiminde her şey birbirine bağlıdır.Maliyetleri doğruya yakın tespit etmek özellikle gizli fon kayıplarını önleyecektir.Para kazandığınızı zannettiğiniz anlarda aslında kaybettiğinizi bilmek istemezmisiniz.?.Geri kalmış ülkelerde şirketlerin sonunu çoğunlukla maliyetler konusu belirlemektedir.Maliyet hayatın her alanının yansımasıdır.

KÜRESEL EKONOMİLER;

Küresel şirketler ulusal ekonomiler içinde yer alan ilgili ülkenin büyüme potansiyelinin üstünde büyüme zorunluluğu olan şirketlerdir.Daha doğrusu zorunluluktan ziyade iş kolları konusunda küresel rakiplerin zayıflığı veya başka etmenlerin ilgili şirketi küresel bir oyuncu konumuna getirmesi durumu bahis konusudur.


DAHA ÖNCEDE YAZDIĞIM GİBİ SERMAYE ORTALIKTA BOŞ BOŞ DOLAŞMAZ.PARA ASLA UYUMAZ.PARA AKLIN VE YARATICILIĞIN YANINA GİDER VE ORADA ÇOĞALIR.KARAKTERİ BUDUR.


Peki küresel şirketler küresellik konumlarını nasıl korumaktadırlar?.Kendi ülkelerinde maliyetler konusunda yapabilecekleri pek bir şey
yoktur.Ama.Büyümekte zorundadırlar.Gelişmiş ülkelerde kamu ve özel sektör ayrımı yok denebilir.Kamu.özel sektör ve hane halkı birbirine entegre olmuştur.Stakeholder tarzı ekonomi hakimdir bu ülkelerde.Bu açıdan maliyetler demoklesin kılıcı gibidir bu şirketlerin üstünde.


Bu şirketler maliyetleri düşürmek ve büyümek zorundadırlar.Bu zorunluluk onları diğer ülkelerde faaliyet göstermeye yöneltmiştir.Peki diğer ülkelerde maliyet unsuru yokmudur ?.Tabiki vardır.Üstelik bu maliyet oranları  küresel şirketin kendi ülkesindeki oranlardan da yüksek olabilir.Bu tür engelleri nasıl aştılar?.Halada aşmaktadırlar.İki alanda POLİTİK.FİNANSAL.) çalışarak aştılar ve aşmaya da devam etmekler.Konsolide edelim.


POLİTİK;


Girmek ve kurumlaşmak istedikleri ülkelerdeki  politikacıları satın alarak istedikleri yasal alt yapıyı sağlayacak yasalar çıkartmak.Bunlar genellikle eğitim,siyaset, rekabet,vergi,üretim,tarım,iş,sendika   alanlarında yasalar olmaktadır.Bu alanlarda çıkarılan yasalar küresel şirketin yasal devamlılığı sağlamaktadır.Tabiki bir çok örnek verilebilir bu konuda.Bu politik organizasyon genellikle 15 veya 20 yıllık periyodlarda değişir.EN ÖNEMLİ SORUNLAR  POLİTİK ALANDA AŞILMAKTADIR.


Bu alanda en büyük örnek MAİ anlaşmasıdır.Çok taraflı yatırım anlaşması  ( multilateral agreement investment ) anlamına gelen bu anlaşma kuresel şirketlerin ve sermayenin önünü açan politik ve finansal  maliyetleri neredeyse sıfıra düşüren bir oluşum.Ayrıntılarını hemen her yerde bulabilirsiniz.MAİ KÜRESEL ŞİRKETLERİN,SERMAYENİN ANAYASASIDIR.Ayrıca yeni anayasacılık çizgisi de aynı politik grubun içine girer.Örneğin 2000-2015 yılları arasında 35 ülke yeni anayasalarla belli bir kıvama getirilmiştir.


Gümrük birliği de bu tür küresel maliyet düşürme oluşumlarından biridir.


FİNANSAL;


Genellikle girilen,girilmek istenen ülkeler finansal açıdan hem bilgi birikimi zayıf hemde  dış ticaret açığı kronik hale gelmiş ülkelerdir.Bu tür ülkelere küresel fon şirketlerinin,bankaların yöneldiğini görürüz.Küresel üretim,ticaret şirketleri ülkenin sermayesini  yaptıkları ihracat veya başka faaliyetler ile eritirler.Dış ticaret açığı kronik bir hal alır.Devlet piyasaya farklı alanlarda borçlanma enstrümanları sürer.Zaten bu tür ülkelerde tasarruf sorunuda kronikleşmiş bir hastalıktır.Bir süre sonra iç borçlanma yetersiz kalır. Küresel piyasadan borçlanmak kaçınılmazdır.Küresel fon şirketleri ve bankalar bunu beklemektedirler.Zaten çoktan gelmişlerdir.Kendi ülkelerinde kısıtlı olan büyüme ve maliyet sorunlarını böylelikle çözerler ve yaşamaya devam ederler.Girdikleri ülkeler böylelikle kısır bir döngünün içinde varolmaya çalışırlar.Taki sistem tamamen çökünceye kadar bu tiyatro devam eder.


MALİYET BASKISI VE BÜYÜME ZORUNLULUĞU KÜRESEL ŞİRKETLERİN DOĞMASINA NEDEN OLMUŞTUR.ARKA PLANINDA POLİTİK VE SİYASİ ARGÜMANLARDA VARDIR. BU DÖNGÜYÜ KIRMAK KOLAY İŞ DEĞİLDİR.KIRMAK İÇİN SAVAŞ VEYA BİR ÇOK FARKLI OLAYLARI GÖĞÜSLEMEK GEREKİR.TABİKİ BÖYLE BİR ÖZ BİLİNÇ OLUŞTURMAK GERİ KALMIŞ ÜLKELER İÇİN ÇOK ZORDUR.FAKAT.MECBURDURLAR.ARTIK.HIZLA KÜRSELLEŞEN DÜNYA DA AYAKTA KALMANIN BAŞKA YOLU YOKTUR.


SON TAHLİLDE KÜRESEL EKONOMİDE MALİYET YÖNETİMİ KİLİTLENDİĞİNDE SAVAŞ KAÇINILMAZDIR.KÜRESEL EKONOMİ BUNU SAVAŞARAK ÇÖZER.TARİH BOYUNCA BÖYLEYDİ.BUNDAN SONRADA BÖYLE OLACAK.








Gelecek kimlerin cebinde.


Merhaba,

Çoktandır yazmıyordum.Malum  ülkemizde son 20 yıldır olan bitenler artık kabak tadı verdi.Yazmak şart oldu. Siyasi alanda yaşadıklarımız gelecek nesillerden ( ayrımsız ve tartışmasız ) hem ekonomik hem de kültürel açıdan yaklaşık 30 yıl çalmıştır.PEKİ ÇALINAN BU GELECEK KİMLERİN CEBİNDE..

Son 100 yıldan beri net bilginin birikebildiği bir ülkede , biriken bu bilgi toplumun veya kişilerin geleceklerini kendilerinin belirleyebilmesini nasıl sağlayabilir.Ya da gerçekte toplum olarak varmıyız?.Bu toplum BİZ diyebiliyormu?.Veya ne kadar ve hangi koşullarda diyebiliyor.? Biz demeden de geleceğimizi belirleyebilirmiyiz.?.Veyahutta önce BEN Mİ olmalıyız.BEN VEYA BİZ OLMAK ARASINDAKİ DENGE-BEDEL NEDİR.? Bilginin özellikle sorgulanan ve akabinde doğruluğu netleşmiş bilginin, bireyde  birikmesi kişinin özgüveninin artmasında, kendinin farkına varmasındaki belirleyiciliği tartışmasızdır.Kırılma noktası burada ortaya çıkmaktadır.Aldığımız veya verilen bilgi ne kadar doğru?.Doğruda olsa hala gündemde mi?, genel geçerliliği varmı?.BİLGİ DE DOĞAR VE ÖLÜR.Değişen şartlar geçmişte rahatça analiz edebiliğimiz olayların benzeriyle günümüzde karşılaştığımızda ilgili bilgiler bugünkü olayların nedenlerini açıklayabilirmi?  Açıklamaya çalışır ve buna göre pozisyon almaya çalışırsak geleceğimizle ilgili İLK HATA yapılmış olur.Her olayın şartları benzerlik gösterse de çözümü aynı değildir.Ben olmanın ilk şartı o ilk hatayı yapmamaktan geçer.Ben olmak sorgulamaktan,bilgiyi biriktirmekten ve mecburen bilgi üretmekten geçer.

KESİNLİKLE VE KESİNLİKLE ÖNCE BEN-BİREY  OLMALIYIZ.BEN-BİREY OLMAYAN KİŞİLERİN OLUŞTURDUĞU GRUPLARI,TOPLUMLARI KULLANMAK.GELECEĞİNİ ÇALMAK ÇOK KOLAYDIR.EKONOMİK-SİYASİ AÇIDAN YAŞADIKLARIMIZIN,TRAVMALARIN VEYA KAYIPLARIMIZIN NEDENİ BUDUR.




Tabiki bu travmaları ( Özel veya Genel )  yaşadıktan sonra edindiğimiz tecrübeler aynı travma veya
kayıpları önleyecektir.Karşı taraf ( Kişi,Ülke,Şirket,Rakipler ) ekonomik arka planı olan bilgi üretmeye devam ediyorsa ve ben/biz bunu önceden tespit edemiyorsak geleceğimizi yine onlar belirleyecektir.Tabiri caizse çalmaya devam edecektir.Tarih boyunca böyle olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Bilgi biriktirmemek ve üretememek  geleceğinizin başkalarının cebinde olmaya devam edeceği anlamına gelir. Peki bu çıkmaz sokaktan kurtuluş varmıdır ? .VEYA BU ÇIKMAZ SOKAK,KISIR DÖNGÜ NEDEN DEVAM ETMEKTEDİR.

Bu yazdıklarımız ülkemizin ekonomik-kültürel-siyasi hayatına nasıl etki ettiğini kısa konsolidasyonlar yaparak açıklamaya çalışacağım.


Günümüz Dünya sında TÜRKİYE gibi ülkelerin ayakta kalması veya oyun kurucu olabilmesi güçlü bir milli-ulusal burjuvazi-sermaye denklemine bağlıdır.Bu denklemin ideolojik bir alt yapısıda olmalıdır.Bu olmazsa şimdi genel geçer olan sermayenin vatanı yoktur çizgisi topluma hakim olur ve buda kesinlikle geleceğinizin onun-bunun cebinde olması demektir.Peki ülkemizde böyle bir sermaye sınıfı varmı? Tabiki yok.İdeolojisi-çizgisi yokki sınıfıda olsun.Tabiki bun da Osmanlıdaki sosyo-ekonomik yapının etkisi tartışmasız var.Atalaramız suçlumu peki.Tabiki suçlu değil.Bilgi üretimine ihtiyaç duyan sınıflar yoksa Gelecekte yok.ANA-BAŞÇIL SORUNUMUZ BUDUR VE ŞU ANKİ HAKİM SERMAYE SINIFI KOMİSYONUNU ALARAK GELECEĞİMİZİ DE FİNANS KAPİTALE SATMAKTADIR.Bu açıdan bireyin veya toplumun devamlı gelişimine ihtiyaçları yoktur.

Bu gerçeği çoğunlukla bilmekteyiz.Yeni bir tespit değil bu.Biz leri temsil eden partiler var ve onlar Biz im için neler yapıyorlar veya yapabilirler.Yaptıkları çocuklarımızın geleceğini ne kadar garantileyebilir.İŞE YARAR MI?.Tabiki kısa vadede yaramaktadır.Fakat yapılanlar devamlılığı sağlamamaktadır.


BU DURUMDA İŞ BAŞA DÜŞMÜŞ GÖRÜNMEKTEDİR.

Egemenliğimize ve kaynaklarımıza sahip çıkabildiğimiz sürece çocuklarımızın geleceğini garantiye alabilir.Çoçuklarımızın bilgi biriktirmesini ve üretmesini eğitimi yeterli olmasada sağlayabiliriz.Onlara önce Ben olmasını sonra da Biz olabilmenin ( farklı görüş-çizgi-sınıf olsada ) çok önemli olduğunu öğretebiliriz.Ben-birey olmak sürü psikoljisinin belini kıracaktır.Kırar.Sürü psikolojisinden kurtulan toplumların - bireylerin çoğunlukta olması gelecekte oyun kurucu olmayı garantileyecektir.Bunun dışındaki yaklaşımlar zaman kaybettirmekten başka işe yaramaz.FAKAT.ARA SIRA FARKLI YAKLAŞIMLARA  TAKILMAK , ONLARI ÖĞRENMEK DÜŞÜNCE KAPASİTESİNİ VE BİLGİ BİRİKİMİNİ  ARTIRABİLİR.SORGULAMAK ASILDIR.Sorgulanmayan bilgi ona ihtiyacınız olduğu anda yanınızda olmayacaktır.Bilgi üretmenizi de sağlamaz ciddi bir yüktür.

BEN VE BİZ OLMANIN BEDELİNİ ÖDEMEDEN GELECEK YOKTUR..BEDEL BİLGİ ÜRETMEK VE PAYLAŞMAKTAN GEÇER.ASIL KATMA DEĞER ÜRETMEK BUDUR.KİŞİNİN VEYA GRUBLARIN ÇİZGİLERİNDEN ZİYADE ÜRETEBİLDİKLERİ KATMA DEĞERDİR ASLOLAN.BEN VE BİZ OLMAK ZORUNDAYIZ Kİ GELECEK BİZLERİN CEBİNDE KEKLİK OLSUN.OYUN KURUCU BİZ OLALIM.

BİZ OLMAK-OLABİLMEK GELECEKTİR.TAŞ GİBİ BİR BİZ OLMALIYIZ.HER ŞEYİN ÜSTÜNDE VE BAĞIMSIZ BİR  BİZ OLMAK ŞARTTIR.






Gerilla.Para.Uzlaşma.


Merhaba,


2015 yılında .Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri ( FARC-FARC/EP ) ile Kolombiya hükümeti arasında süren 5 yıllık uzlaşma süreci sonuçlandı ve referanduma karar verildi.Tam 52 yıl süren bu karşılıklı vahşetin sona erdirilmek istenmesi yerinde bir atılımdı.Sonuçta bu anlaşma ( Küba-Havana 'da ) imzalandı ve halkın önüne getirildi.

Ülkemizdeki ve çevre ülkelerde Biz imde içinde olduğumuz şiddet sarmalından bir şekilde kurtulmak gerekiyor.

Halkın % 40 nın katıldığı,13 milyon oyun kullanıldığı referandumda hayır çıktı.Halkın çoğunluğu Farc dan nefret ediyordu cezalandırılmasını istiyordu.Tabiki % 40 ın katıldığı bir seçim ne kadar meşru olabiliyorsa. Ateşkesin devamına karar verildi.Arabulucuk görevini ise Norveç BaşbakaNı ERNA SOLBERG yürütmekteydi.Pkk  ya benzetilen FARC ın  yöntemleri pratikte uygulamaları aynıydı.Fakat stratejik içerik çok ama çok farklıdır.Farc ın ülkede ayrı bir özerk bölge veya etnik tanınma gibi içeriği yoktu.Örgüt içi evlilikler serbestti.Farc direkt sistemi hedef alan marksist bir örgüttü.Hoş Pkk ulusların kendi kaderlerini tayin etme hakkına istinaden marksist bir çizgisi olduğunu savunuyor..Belirleyici içerikler çok farklı.


5 yıl süren uzlaşma görüşmeleri neden başlamıştı ?.Bunun için 260.000 kişinin hayatını kaybetmesi mi gerekiyordu?.NEDEN ?. TABİKİ PARA VE PARANIN GETİRDİĞİ-ZORLADIĞI UZLAŞMA GEREKLİLİĞİ.


Wikipedia da şöyle bir açıklama var.FARC, 1960'lı yıllarda Kolombiya Kominist Partisinin'nin askerî kanadı olarak kuruldu. 1980'li yıllarda faaliyetlerini sürdürebilmek için kokain ticaretine başladığı iddiası ABD tarafından öne sürülmektedir.Örgütün bu yoldan yılda en az 300 milyon Abd doları gelir elde ettiği de tahmin edilmektedir. Kolombiya Emniyet Genel Müdürü General Jose Roberto Leon'a göre ülke genelinde uyuşturucu ticaretinin %60'ına hakim olan örgütün yıllık geliri $1 milyarı bulmaktadır.Örgütün kurucusuManuel Marulanda dır.Örgütün faaliyetlerini sürdürmek için kokain ticaretine başlamasını doğal.Ama  ahlaki  görmüyorum.Tabiki hiç te kolay değildir kurumlaşmış bir orduya karşı savaşmak.


Bu şu demek biriken ciddi bir para var ve örgütün paraları hangi off-shore bankada.Sonuçta bu para küresel sisteme girmiş ve kullanılıyor.Bu para kapitalizmin içinde fink atıyor.Kolombiya daki sermaye sahipleri bu paranın piyasaya girmesini istiyorlar.Belki de çoktan girdi.Geriye ne kalıyor?.Kaçınılmaz olarak uzlaşma.Para medeniyet yaratıyor.BU BİR GERÇEK.AYRICA 52 YIL SAVAŞMAKDA  KOLAY DEĞİLDİR.BIKTIRIR.


Eğer refarandumda halk bu uzlaşmayı onaylasaydı.( Üstelik Farc referandum öncesi mağdurlara tazminat ödeneceğini duyurmasına rağmen.Demekki halktan ciddi bir kopuş olmuş ).Kolombiya için barış gelecekti.Fakat halkın FARC tan bıktığı ve nefret ettiği kesin.Halk Kısaca Farc ın siyasi sürece katılmasını istemedi.Müzakereler devam etmesine rağmen arasıra çatışmalar oluyor.Üstelik Kolombiya Cumhurbaşkanı nın çatışma karşıtı emirlerine rağmen.ARTIK İŞ KAN DAVASINA DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA.Kolombiya ordusunun müşkülpesentlik yaptığı kesin.Mesela Farc ın müzakerecisinin öldürülmesi gibi.Veya daha güçlü odaklar var.Kaybeden yine gelecek nesiller oluyor.Medeniyetin içinde yerinizi alamıyorsunuz.


Pratikte ise olan biten şudur.Çatışmadan az etkilenen Bogota, Cali ve Barranquilla gibi orta sınıfların yoğun olduğu şehirlerde Hayır oyları çoğunluk çıktı.  FARC’ın etkin  olduğu Meta, Caqueta (FARC son konferansını bu şehirde yapmıştı) Tolima ve Huila gibi bölgelerde Hayır kazandı.İŞTE ASIL SORGULANMASI GEREKEN BUDUR.EN GÜÇLÜ OLDUĞUNUZ YERDE BİLE HAYIR ÇIKIYOR.


Asıl sorulması gereken Farc ı ortaya çıkaran nedenler.Ana neden Güney Amerika nın keşfinden beri acımasızca süren sömürü ve soykırım.Ayrıca Kolombiya Kominist Partisinin kapatılması ve siyasi arenadan dışlanması ki bu çok önemlidir.


PEKİ NE OLACAK ?.MECBUREN UZLAŞILILACAK.BAŞKA YOL YOK.PARA ASLA UYUMAZ VE BAŞA SÜRÜLEN TARAK GİBİDİR.BİR DÜZEN KURDURUR.ŞÖYLE YADA BÖYLE.


BU ARADA İRA VE İNGİLTERE  BARIŞININ ARKASINDA DA PARA VARDIR.AMERİKA NIN IRAK A GİRMESİ VE BÜYÜK SİLAH FABRİKALARININ KUZEY İRLANDA YA TAŞINMASI BARIŞ ZORUNLULUĞUNU ZORAKİ OLARAK GETİRDİ.AYRICA AMERİKA YAKLAŞIK 100 YILDIR İRA YA FİNANSAL YARDIM SAĞLIYORDU.AMERİKA NIN YARDIMI KESMESİ İNGİLTERE NİN İRA YI BİTİRMESİ DEMEKTİ.BÖYLELİKLE PARA BİR SORUNU DAHA ÇÖZMÜŞTÜ.











FARC gerilla komutanı Pedro (sağda) , Birleşmiş Milletler Gözlem Misyonu üyeleri ile birlikte.

Hiçbir şey olmamış gibi.


Merhaba,

Ülkemizin Almanya ile Ermeni soykırımı yenilgisinden sonra elimizde ne kaldı diye düşündüm.Elimizde ne kaldı derken sanki Biz diye bir bilinç varmış gibi oldu.TABİKİ ÜLKEMİZDE BİZ DİYE BİLİNÇ KALMADI.Biz diyebilmek için en azından saçma Ermeni soykırımının Almanya tarafından kabul edilmesiyle hala sokaklarda protestolarımızın devam etmesi gerekiyordu.

Almanya nın Ermeni soykırımını kabul etmesinin asıl nedeni kimliklerine sonsuza kadar işlenmiş ırkçılığın yumuşatılması ve tasfiyesi amacıdır.O soğuk ırkçı Alman imajını yumuşatmak.Bu o kadar önemli ki ödenecek tazminatların esamesi bile okunmaz.Tabiki arka planda emperyal amaçlarda taşımaktadır.Bir taşla on kuş vurmak gibi.Neyse.

Yıllar önce Cihangir de bir Alman la aynı evde kalmıştım.Ben im bildiğim ev arkadaşlığı bir yerde kader arkadaşlığıdır.Koyu sosyalist olan Alman oda arkadaşım bilinen Alman imajından çok farklıydı.Türkçesi ise mükemmeldi.Aramızda ciddi  ciddi bir dostluğun kurulduğunu düşünüyordum.Hoş ara sıra zeytinleri paylaşşsa da onun tarzı bu deyip geçiyordum.Taki misafir bir arkadaşımın onun bozuk  radyosunu tamir etmesine kadar.Radyosunu arkadaşımın elinde gören Alman sanki çıldırdı.Sen Ben im radyoma nasıl dokunursun.Bozuksa bozuktur.Ona ancak insanlar dokunabilir deyince ipler koptu.Bunca zaman geçmesine rağmen hala anlamakta zorlanıyorum.Bir Alman ın sosyalistliğide  böyle oluyor demek ki.Irkçılık genlerine  işlemiş.Gelelim asıl konuya.

Auschwitz kampı ve o kampta insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük soykırımı hakkında hemen herşeyi biliyoruz. Alman kimliğinden Dünya varlığını sürdürdükçe silinmeyecek bu soykırım.Tabiki bundan utanç duyan Alman sayısıda azınsanamaz.Almanya bu soykırımı kabul etti.Konu kapandı.

PEKİ AUSCHWİTZ KAMPINDA GÜNLÜK HAYAT NASILDI ?.

Aşağıdaki  resimlerde kampın idari personelinin bir yanda insanlar katledilirken günün yorgunluğunu atmak için nasıl eğlenmeye devam ettiklerini görebilirsiniz.Peki nasıl bir ruh halidir bu.Bir yanda insanlar kitlesel halde soykırıma tabi tutulurken rahatça yaşamaya devam edebilmek. Tabiki bu durumu açıklayabilecek yüzlerce neden bulunabilir.Var zaten.Ama.Sonuç değişmiyor.


Alman ırkçılığı daha akılcı ama organize bir şekilde  devam ediyor. 


Doğal seleksiyon açısından Alman varlığının devamının sağlanması için yapılan bu soykırım çok esktrem ve inanılmaz  acı  bir örnek.Oysa  tüm halkların yaşamaya ve varlığını devam ettirmeye hakları var.Bu konuda asıl karar verici doğal seleksiyon.Peki bu doğal seleksiyonun doğanın ve halkların arasındaki çelişkileri yönlendirmesi nereye kadar devam edecektir?.Sonsuza kadar devam edeceği kesin gibi.Ama.Bu mücadeleye,evrime  insanoğlu inisiyatif koyabilir.Koymalıdır.Şimdilik patron doğal seleksiyon.Doğal seleksiyona inisiyatif koyulmasından sonra insan ismine layık olabileceğimize inanıyorum.Bu konuda bilimsel çalışmalar başlatılmış durumda.Son 30 yıl içerisinde yapılan bilimsel çalışmalarda ırkların DNA analizlerinde ( şartlara göre)  özellikle zeka konusunda üstünlükleri veya zayıflıkları olduğu tespit edildi.Özellikle eğitim bu konuda belirleyici bir unsur.Fakat ortak bir yol bulunulabileceği de savunuluyor.Uzay çağındayız ve gelecek yüzyıllarda ortada sadece Dünya ırkı olarak varlığımızı devam ettireceğiz yada tamamen yok olacağız.

BEN İM ÖĞRENMEK İSTEDİĞİM ŞEY YANI BAŞINIZDA  CİNAYETLER  ARALIKSIZ DEVAM EDERKEN HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ DAVRANABİLMEK NASIL BİR RUH HALİ.NASIL BİR BİLİNÇ.




Naziler