FİNANS

FİNANSAL TARİH

STRATEJİK ANALİZ

DENEMELER

DÜNYA & YAŞAM & TARİH

MÜZİK & SİNEMA

Dil, Finans Ve Özbilinç.


Merhaba,
Türkiye'de kırk milyon site var. Bu sitelerin dokuz milyonu aktif durumda. Bu sitem alexa traffic ( Abd menşeeli ) değerlemesine göre Türkiye'de 110.895 inci sırada. Bu tabiki önemli değil. Fakat sitedeki yazıların iyi, kötü okunduğunu göstermekte bu sıralama. Tabiki başka kriterlerde var.
Ülkemizde finans konusu son derece yeni. Bu konuda üst düzey bir bilinç ve bilgi birikimi oluşturmak en büyük isteğİm. Bu siteyi açma ve yazma nedenim bu. Küreselleşme gerçektir ve asla durmayacaktır. Sadece yürütücü ülkeler değişecektir.
İşte bu açıdan bir halkın varlığı artık sadece diline sahip olmasına bağlı değildir. Finansal konularda kurumlaşmış bir özbilinç oluşturulması ve bilgi üretilmesi zorunluluğu vardır. Stratejik açıdan bu çizgi son derece önemlidir. Daha doğrusu en önemlisidir. Dilinizin ekonomide yaşamasıda buna bağlıdır. Aksi takdirde bir süre sonra dilinde ekonomiden koptuğunu görebiliriz. Görürüz. Bu konuda tv kanallarındaki ekonomi oturumlarına baktığınızda, seyrettiğinizde  durumun vahametini açıkça görürsünüz.
Peki nasıl ?.
Bu ideali gerçekleştirmek için öncelikle kimlikli bir sermaye sınıfına ihtiyaç var. Var olduğunu varsayalım. Bahsettiğim bir sınıf varsa devlet de doğal olarak kimlikli olacaktır. Eğer böyle bir sınıf yoksa iş devlete düşer. Ama. İlk sorumlu ailelerdir. Ailelerde olabildiğince bu bilinci çocuklarına anlatmak zorundadırlar. Tabiki bu ilgili konuda az, çok bilgisi olan aileler için geçerli.
Finans eğitimi ortaokullarda basit bir dille başlatılmalıdır.  Eğitim seviyesi arttıkça finansın derinliğine girilen dersler müfredata konulmalıdır. Finans kapsamı geniş bir bilgi ister. Eğitime konulduğunda öğrencilerin düşünme kapasitesi ve siyasi, kültürel uyanıklıkları da bir o kadar artacaktır. Finans bireyin geleceğini kurgulamasında belirleyici olacaktır. Doğal olarak ülkeninde. Fakültelerde bu ders verilmektedir. Önemli olan toplumda finans konusunda bir alt yapı oluşturmaktır. Bireyin finans ve politika konularında karar almasını sağlayabilecek temel finans bilgileri  ortaokul ve liselerde muhakkak verilmelidir.
Bir ülkenin geleceğini geniş bir bilgi birikimine ve özbilince sahip bireylerin kurguladığını veya ülkeyi yönettiğini hayal edebiliyormusunuz.

Küreselleşen ( Her alanda ) bir dünyada başka türlü yer almanın veya varlığın devam ettirilmesinin başka hiçbir yolu, yöntemi yoktur. Finansal özbilinç çok çabuk pozisyon almanın ve oyun kurucu olmanın yolunu açar. Oyun kurucu olmuyorsanız veya oyun kurucuların arasında değilseniz ne yaparsanız yapın ayakta kalmanız mümkün değildir. Finansal özbilinç tüm faaliyetlerde verimliğin kurumlaşmasınında yolunu açacaktır. Tabiki buradaki kırılma noktası bireyin olaylara her zaman maddi açıdan bakma açısını getirmesidir. Eğitime konulacak farklı derslerle bu sorun aşılabilir veya dengelenebilir. Bu bilinci oluşturmak için eğitimde farklı açılımlarda yapılabilir.

MUHAKKAK BU ÖZBİLİNCİ OLUŞTURMAK VE KURUMLAŞTIRMAK ZORUNDAYIZ.




Seçimler Ve Sonrası.


Merhaba,
Seçimler yapılacak. Oylar verilecek. Kısaca gelelim meselenin özüne.
-- Milletvekilleri seçildiklerinde, toplum ve devlet ile alakalı karar alma yetkileri olmayacak. Yetkileri artık sınırlı. Hükümet üyeleri milletvekillerinden çıkmayacak. Hükümeti onaylamak yetkileri de yok. Dolayısıyla hükümeti denetleyip düşürmek gibi yaptırım güçleri de bahis konusu değil. dört yüz milletvekili bir araya gelirse ki çok zor. Ancak bu aşamada kümülatif bir etkileri bahis konusu.
-- TBMM için beşyüz elli  değil, altı yüz kişi seçilecek. Bunun nedenini de merak ediyorum. Sanırım dört yüz milletvekilinin bir araya gelmesini zorlaştırmak için. Bu konuda karar veremedim. Pratikte göreceğiz.
--- Cumhurbaşkanın başında olacağı hükümet de bildiğimiz gibi bir hükümet olmayacak. Çünkü bakan adlı kimselerden oluşacak kurulun, kurul olarak karar alma, örneğin ‘bakanlar kurulu kararanamesi’ çıkarma yetkisi kaldırılmış durumda. İşler görüşülecek çıkacak karar cumhurbaşkanı kararnamesi olarak çıkacak. Bakanlık koltuğunda oturacak olanlar siyasi işler yapacak, ama siyasetçi sorumluluğu taşımayacaklar.

-- Cumhurbaşkanı seçildiğinde 16 Nisan 2017’de anayasa değişikliği ile , yalnızca cumhurbaşkanı değil aynı zamanda başbakan olacak.
-- Anayasa, yönetim, yürütme ve işleyişle ilgili kurallar değiştirildi;
-- İttifakların dışında kalanlar, yüzde on barajla baş başa kaldı. Sonuçta yedi parti ittifaklar adı altında seçime hazır.
Peki ittifakların aldıkları oyların dağılımı nasıl olacak. Sözü edilen payın nasıl hesaplanacağı,18. madde ile 2839 sayılı Kanun’un bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oyların hesaplanması ile ilgili 29. maddesinin I. fıkrasına eklenen şu cümlelerle açıklanmış durumda.
Aynı ittifak içerisindeki siyasî partilerin her birinin geçerli oyu; ittifakı oluşturan siyasî partilerin o seçim çevresinde tek başına aldıkları oy sayısına, ittifakın ortak oylarından gelen payın ilâve edilmesiyle elde edilecek. İttifak yapan her bir partiye ortak oylardan gelen pay; ittifak yapan siyasî partilerin tek başına aldıkları oyun bu partilerin toplam oyuna bölünmesi ile elde edilen katsayının ittifakın ortak oyu ile çarpımı sonucu ortaya çıkacak.
İttifak içindeki partilerin aldıkları oyların tespiti, yalnız bunların toplamı üzerinden ittifakın çıkaracağı milletvekili sayısı ile ittifak içinde her birinin çıkaracağı milletvekili sayısının hesaplanması bakımından değil; aynı zamanda Siyasî Partiler Kanunu’nun ek 1. maddesi uyarınca siyasî partilere yapılacak Devlet yardımı bakımından da önemli.
Cumhuriyet tarihinin en ciddi seçimi gelecek nesiller için hayırlı olsun temennisindeyim. Her kim seçilirse ekonomideki kaos yeni seçimlere yol açabilir. Kesin olan ise gelecek nesilleri zor günler bekliyor. Ayakta kalmayı zor yollardan geçerek öğrenecekler. Hayatta kolay değil zaten.

EGEMENLİĞİNİZ VE DEVLETİNİZLE  DÜNYADA YER ALMAK VE BUNU SÜRDÜRMEK KOLAY DEĞİLDİR. SİSTEM BUNUN İÇİN ÇALIŞMIYORSA DEVLET AYAKTA KALAMAZ.  SORUN KÜRESELLEŞEN DÜNYADA YENİ  BİR ŞANSININIZ OLUP, OLMAMASIDIR. OLMAYABİLİRDİ.







Faşizm üzerine.

Merhaba, 
Bu konuda zaruret üzerine kısa ve öz olarak yazmam gerekti.
Faşist olmanın ideolojisi yoktur. Bu terim ideolojilerin üstündedir. Her ideoloji bu tuzağa düşebilir veya dönüşebilir. Faşizme karşı savaşanlarında zamanla faşizme kaydığını gördük. Faşizm belli bir sınıfın veya ideolojinin diktatörlüğünü, egemenliğini pekiştiren bir oluşumdur. Bir ideoloji tüm sınıfları kapsayan konumdaysa faşizmin ortaya çıkması zordur. Sınıfsal entegrasyonunu sağlamış toplumlarda yaşam alanı bulamaz. Bulsa da çabuk tasfiye edilir. İlgili toplumlarda toplam kalite standardı ( Eğitim,finans, paylaşım ) çok yüksektir. Sermaye ulusaldır ve varlığı toplumdaki toplam kalite standardına bağlıdır. Tüm sınıflar ekonomi ve siyaseti belirlemede etkindirler ve bu demokrasinin kurumlaşmasını sağlamıştır. Bu tür toplumlarda stakeholder kapitalizmi bahis konusudur. Bu çizgiye genel olarak sosyal demokrasi de denilmektedir. Pek katılmasamda.
Faşizm insanoğlunun var olma hakkının sınıfa, ideolojiye ( Irkçılık gibi ) dönüşerek diğer insanların, sınıfların özgürlüğünün üstüne çökmesidir. Bunu yapmak içinde kendi ideolojisini yaratır.
Var olma hakkı yalın milliyetçiliktir. Bu tür milliyetçiliğin faşist olmakla ilgisi yoktur. Bireyin var olma hakkı kurumlaşarak toplumsal milliyetçiliği doğurur. Toplumsal milliyetçilik hakim sınıfların sömürü aracına dönüşebilir. Burada faşizm kaçınılmaz olarak kendini gösterir. Eğitimin ve siyasi uyanıklığın yüksek olduğu toplumlarda bu oyun tutmaz. Günümüzde ise bu teşhisleri yapmak karmaşık algoritmalara bağlıdır. Her ülkenin veya toplumun belirleyici kriterleri farklılık gösterir. Ana kriter sermayenin kimliğinin olup olmamasıdır. Sermayenin kimliği demek ülkenin kaynaklarına sermayenin sahip çıkması ve bölüşmesi  demektir. Sermayenin kimliği varsa o ülkede para kazanmanın yanında iş yapmak veya yaratmak daha önceliklidir. İş yaratmak ise doğal olarak toplumsal bölüşümü artıracaktır. Toplumsal bölüşüm toplam kalite standard larının seviyesini artırir. Toplumsal bölüşüm demokrasi demektir. Devlet sadece demokrasiyi koruyan bir araca dönüşür.Faşizm yaşama alanı bulamaz.

FAŞİZMİN EN BÜYÜK DÜŞMANI SİYASET ÜSTÜ KURUMLAŞMIŞ VATANDAŞLIK BİLİNCİDİR. BUNA DEMOKRASİNİN KURUMLAŞMASI DA DİYEBİLİRİZ. 

Faşizm insanlar arasındaki doğal seleksiyonun bir yansımasıdır. Yaşamın acımasız bir yönüdür. 

İnsanoğlu bu hastalığa karşı dine sarılmıştır. İlk aşamalarda başarılıda olunmuştur. Din çizgisinin ne durumda olduğu ortada. İnsanoğlu akabinde sosyalist bilgiyi de oluşturmuştur. Günümüzde ise sosyalist felsefenin sorunları vardır. Anti-emperyalist olmak için sosyalist olmak şart mı ?. Küresel empeyalizmin desteklediği etnik milliyetçilikleri halkların özgürlüğü çizgisinde hoşmu görmek lazım. Yoksa sosyalizm öğretisi anti-emperyalist çizgiden koptu mu ?. Faşizmi yok edilmesi zor bir virüs gibi görebiliriz. Ne zaman nerede ortaya çıkacağını kestirmek çok zordur. Belirtileri gördüğünüzde iş işten geçmiştir. 

Faşizm sadece şiddet olarak kendini göstermeyebilir. Faşizmin bir yönü de ilgili toplumda sınıf atlama şansının kalmamasıdır. Sosyo-ekonomik yapı paylaşılmıştır, kilitlenmiştir. Sosyo-ekonomik yapının gelişmesi durmuştur. Günümüzde bu tür faşizm ( Örtülü faşizm ) varlığını devam ettirmektedir. Kişilerin, partilerin sol çizgide olmasının önemi kalmamıştır. Sol düşünce kültürel yaşamda vardır. Tabiki değişim kaçınılmazdır. Tüm açık veya örtülü diktatörlükler yıkılır. Sınıf atlama şansının kalmaması zaten yıkılmaya bir adım kalınması demektir.
Tabiki bu konuda yazacak çok şey var. İşin özü budur. 
KESİN OLAN İSE BELLİ BİR İDEOLOJİYE BAĞLI DEĞİLDİR. SOVYET VE ÇİN DEVRİMLERİNDEN SONRA BUNU GÖRDÜK.




Küreselcileri Tanımak Ve Anlamak


Merhaba,

Yaklaşık otuz yıldır bir küreselciliktir gidiyor ve adım adım uygulanıyor. Küreselcilik kısaca emperyalizmin daha gelişmiş ve kurumlaşmış hali. Peki bir küreselciyi nasıl tanırız. Kesin tanıyı kısaca şöyle yapabiliriz. Tabiki bu konuda liberaller başı çekmektedir. Gelişmiş, ulusal ülke liberalleri hariç. Ülkemiz için son tezleri bu şimdilik.
--- Milletlet devlet kurmazlar. Devletler millet -i yaratırlar veya oluştururlar. Bu doğrumudur ?. Bir devlet egemenlik isteği olmayan bir milleti nasıl yaratabilir ?. Egemenlik isteği olmayan bir millet savaşabilirmi ?. Devleti yaratanlar, kuranlar kimdir ?. Bu durumda kitleler sürümü olmaktalar ?.
Bu durumda Türk milleti yoktur. Cumhuriyet kurulduğunda oluşan devletin yarattığı veya imal ettiği bir millettir. Oysa devletler var olmayan bir milleti inşa edemezler. Devlet ancak var olmak ve egemenlik iddiası olan bir milletin egemenliğini inşaa edebilir ve korur. Egemenliği koruduğu müddetçe devlet yaşayabilir. Devlet egemenliğin tescilidir. Bu açıdan 1923 de yapılan cumhuriyetin Türk milletini yaratması değildir. Onun egemenliğinin ilanı ve tescilidir. Bu durumda derli toplu bir devlet ve egemenlik bilinci küreselci liberallerin nefret ettiği bir olgudur.

Tabiki küreselcilerinde savunduğu tezlerin bilimsel bir arka planı vardır. Tezlerine dayanak olan fiili sorunlar bahis konusudur. Yoksa bu kadar yol almaları mümkün değildi. Tabiki yol almak için hemen her yolu denemekte sakınca görmediler. Toplumun nedenleri ve çözümleri sorgulaması ise en doğal haklarıdır. Fiili dayanağı olmayan ideoloji ve tez olmaz. Olsa olsa masal olur.
Tüm bu olup bitenlere yol açan ise devletin kurumlaşmamasıdır. Kurumlaşmamış devlet demek milletin egemenliğine, hak ve hukukuna sahip çıkmaması demektir. Bu fiili durum küreselciler için ballı börektir. Her iki durumdanda azami olarak faydalanırlar. Bugün ülkemizde yaşananların asli nedeni budur. Sahip çıkmamak ve partilerin bölmesine izin vermek. Kurumlaşmamış devlet bir oligarşiye dönüşür. Milletin egemenlik hakkı rafa kaldırılmıştır. Bu aşamada liberallerinde haklı itirazları bahis konusudur. Oligarşiye dönüşmüş devlet acımasızdır ve ilerlemenin önünde ciddi bir engeldir. Bu aşamada liberaller ile devlet ilişkileri zamanla kopar. Çünkü. Bir ipte iki cambaz oynamaz.
Günceleme yaparsak aslında bilinçli veya bilinçsiz siyasal islam, sol, azınlıkçılar cepheleri özünde liberal kola hizmet etmektedirler. Bu üç çizgide küreselleşmenin getireceği kırıntılara el açmış durumdadır. Aradan sıyrılıp kendi çizgilerinin kazanacağı umudunu taşımaktadırlar. Buradaki kırılma noktası demokrasi kavramıdır. Güya herşey demokrasi için yapılıyor gibidir. Devlet bir oligarşidir yani çetedir. Oysa oligarşiyi tasfiye etmek için bölünmeye değil birleşmeye ihtiyaç vardır. Vatandaşlık bilinci kurumlaşmadan oligarşiler veya diktatörlükler yok edilemez. Yeni oligarşik yapılar yerini alır. Bu yapı kendini farklı ideolojiler içinde klonlar.

VATANDAŞLIK BİLİNCİ SİYASET VE İDEOLOJİ ÜSTÜ BİR BİLİNÇTİR. MİLLETİN EGEMENLİĞİ BU BİLİNÇLE YAŞAR VE GELİŞİR.
Arka planın amacı ise Türk milletinin egemenliğini tasfiye etmek, İkincil, üçüncül kültürleri kullanarak ve geniş bir sömürü ortamı yaratmaktır. Bu kesindir. Herşey daha fazla sömürü içindir. Egemenlikleri tek cepte biriktirmektir.  Etnik gruplar ise bu işe balıklama dalarak özgürlüklerini kazanma mücadelelerine atlarlar. Bu doğaldır. Oysa günümüzde etnik, ikincil, üçüncül kültürlerin yaşama şansı yok denecek kadar azdır. Başarılarıda geçici olacaktır. Tarihte yüzlerce örneğini bulabilirsiniz. İşin özü entegre olmak ve yeni bir kültür, özbilinç yaratmaktan geçmektedir. Aksi takdirde uzun yıllar boyunca acı çekmemiz garantidir. Örneklerini Arap Baharı olaylarında gördük ve görüyoruz.
Tabiki bu olan bitenler milletin kendini yenilemesinden, bilgi biriktirmesinden, ağırda olsa yeni bir özbilinç yaratmasından başka bir işe yaramıyor. Yaramıyacaktır. Kötü olan ise hızla değişen dünyada kök salmak için zamanın boşa harcanmasıdır. Küreselleşme  devam edecektir. Budan kaçınmak mümkün değildir. Küreselleşme oyuncuları şimdilik on ülkenin güdümünde devam ediyor. Bu sayı azalır veya çoğalır. Yer alabilmek için yeni bir yapılanmaya, özbilince ve derli toplu duruşa gerek var. Zaman çok az.







Gianni Agnelli.



Merhaba,

Gianni'nin yanında düşünmeyin. Düşündüğünüzde bilinki herşeyi ele vermişsinizdir. Önceden düşünüp gelin.

Henry Kissinger Gianni hakkında bunu söylemiş. Yıllardır burjuvazi budur, şudur gibi yazılar okuduk. Küçük burjuva saçmalıkları ise cabası. Burjuvazinin küçüğü olmaz. Burjuva olmak için zaten büyük olmak gerekir. Büyüğün karşılığıdır burjuva kelimesi. İtalyan burjuvazisinin gerçek bir örneği olan Gianni Agnelli hakkında yazmak istedim.

Gianni İtalyan otomobil grubu Fiat'ın efsanevi başkanı. Fiat'ı küresel güç yapan güçlü bir şahsiyet. Kaddafi'nin Fiat'taki hisselerini alarak Kaddafi'nin Fiat'ı tamamen almasını önleyen bir iş adamı. Ülkesi için savaşa gitmiş, öyle arka planda kalmamış bizzat cephede savaşmış, bir milli burjuvazi örneğidir. İşte bu çizgi, bilinç İtalya'yı başa oynayan bir ülke haline getirmiştir. FİAT' ın anlamı ise. Fabrika,İtalya,Otomobil ve Torino kelimelerinin baş harflerinden oluşur. Babasının kurduğu FİAT'I geliştirme ve küresel bir kurum haline getirme düşüncesine Ford fabrikalarını ziyaret ettikten sonra karar vermiştir. Babasının italyan faşizminin destekçisi olması şikayetlerine ve tasfiye edilmesine rağmen yılmayan, ülkesine küsmeyen, kaçmayan bir İtalyan. Sonraki yıllarda ise babası aklanmıştır.


OYSA FİAT' I SATIP HEM AİLESİ HEM DE KENDİSİ SONSUZA KADAR RAHAT YAŞAYABİLİRDİ. HATTA TORUNLARI BİLE.

Kızıl tugay lar denen terör grubunun bir çok yöneticisini öldürmesine rağmen Torino da kalıp yerinden ayrılmayan, İtalyan faşizminin gerçek yüzünü öğrendikten sonra faşizme  karşı  direnen bir İtalyan. İtalyan kominist partisinin fabrikalarında yaptığı direnişe rağmen Torino halkının kendisini desteklemek ve Kızıl Tugay ların cinayetlerine karşı kırk bin kişiyle yürüyüş yaptığı h
ayatını ve servetini ülkesinin geleceği için kullanmış bir şahsiyet. Bu uğurda ailesi ile ilgilenememiştir.

CENAZESİNE BEŞYÜZ BİN KİŞİNİN KATILDIĞI BİR İTALYAN. CENAZESİNE BEŞYÜZ BİN KİŞİNİN KATILDIĞI YERLİ BİR İŞADAMI DUYMADIM.OLAMAZDA.

Gianni Agneli'nin bireysel yaşam ve giyim tarzı İtalyan kültürünü derinden etkilemiştir.  İtalyan modasının ve yaşam tarzının tüm dünyada hit olmasını sağlayan önemli şahsiyetlerden birisidir. Çabaları ve iş hayatı oğlunun intiharına kadar devam etmiştir.

Gianni yaptıklarıyla nasıl burjuva olunacağını,burjuvalığın bir kimliği olması gerektiğini, içinde bulunduğu toplumun özbilinç oluşturmasında burjuva etkinliğinin pratiktede gösterilmesinin şart olduğunu ispatlayan bir adam. Bilinçli veya bilinçsiz bunu yapmıştır Gianni.

Burjuva denilmek için devletten nemalanmamış, katma değeri yüksek üretim veya faaliyetlerde bulunan, ülkesinin kalkınması ve üretilen katma değeri toplumun her açıdan gelişmesinde kullanan kişi olmak gerekir.

Günümüzde ise küreselleşmeyle bu imajın savrulduğunu veya arka planının boşaldığını görüyoruz. Küreselleşmeye burjuvaların savaşı diyebiliriz. Bu savaşın alt yapısı 1980 lerden itibaren geliştirilmeye başlanmıştır. Dünyada oluşan veya oluşacak artı değeri hangi ülke burjuvaları ne kadarını, nasıl kapacak ?. Mesele budur. Artık farklı ülke burjuvalarından oluşan finans kapital var. Burjuva bilincinin yaşaması  kendi ülkesinin performansına bağlıdır. İşte bu yüzden Burjuva bilinci stakeholder kapitalizmine dönüşmüştür.

Stakeholder kapitalizmi hakkında alttaki linke bakabilirsiniz.
https://www.konsolidefinans.com/2014/12/stakeholder-kapitalizmi-paydas-ekonomisi.html

Burjuva sermayesini gelecek nesiller için oluşturan, aktaran, sanatı ve bilginin üretilmesini savunan kişi, kimlik  demektir. Burjuvazi iş yapmak için para kazanan demektir. Kimliksiz burjuvazi olmaz. Olsa olsa hacıyatmaz olur.

Para kazanmak için iş yapan belki iş adamı olabilir. Amaç sadece para kazanmaksa her yolda mübah olabilir. Bununda sonu yağmacılığa, çapulculuğa kadarda gidebilir.

BİRİSİ BURJUVA MI DEDİ ?. BURJUVA DEDİĞİN GİANNİ AGNELLİ GİBİ OLUR.




Bitcoin Üzerine.


Merhaba,

Bitcoin'le ilgili hemen hemen her türlü bilgiye sahibiz. Dip ayrıntılara girmeye gerek görmedim. Bu konuda internette her şeyi bulabilirsiniz.Tabiki anladığımız, bildiğimiz her şey doğru değil. En azından konuların arka planı konusunda yeterli bilgimiz çoğunlukla yoktur. Aslında bu işe modern saadet zinciri diyebiliriz. Sistemi yönetenler adil bir algoritma oluşturmuş görünüyor. Yani Dolaşımda sınırlı miktarda bitcoin var ve yeni bitcoin üretmenin de bir limiti ve prosedürü bulunmakta. Bitcoin para yaratma işlemine madencilik(mining) denilmektedir. Bitcoin ağı 2009 yılında başlamıştır. Maksimum adedin 21 milyonla sınırlı olduğu ve SATOSHİ NAKAMOTO İsimli bir kişinin hayata geçirdiği  söylenmektedir. Alım satım işlemi yapılacak farklı platformlar var ve her platformun alacağı ücretlerde farklılık göstermektir.

Türkiye de ödeme ve yatırım aracı olarak Tl karşılığı bitcoin alınabilir.Kısaca Bitcoin herhangi bir merkez bankasına veya esmi kuruluşa bağlı olmayan elektronik bir para birimidir. Top tamamen katılımcının, yatırımcının üstündedir.

Değeri ise bu bitcoin'e olan arz ve talep belirliyor. Bu para sisteminin çıkması kaçınılmazdı. Ayrıca büyük bir buluş. Çünkü. Karşılıksız para oranının aşırı olması, şişmesi dolayısıyla para denetimini ve ülkeleri yönlendirmeyi, kontrol etmeyi ciddi ciddi zorlaştırmıştır. Güncel para sistemi kilitlenmeye doğru gitmektedir. Bitcoin sisteminin asıl arka planı budur. Bitcoin'e yeni para sistemi diyebiliriz. Her ülke kendi bazında buna benzer sistemler oluşturacaktır. Küreselleşmenin getirdiği bu bilgisel uyanıklık tüm Dünya da tek uygulanan sistemde olabilir. Tabiki ülkelerin gücü bahis konusu. İlgili konuda rezerv paraya sahip ülkenin başa oynacağı kesindir. Sistemi güvenilir yapan, geliştiren ülkede Dünya genelinde tek sisteme sahip olabilir. Göreceğiz.

Aslında sistem deneme aşamasındadır. Tamamen olgunlaşmış değil. Sistemin ana iskeleti konusunda yeterli, doyurucu bilgide yok.

Kendi içindeki arz ve talebe göre değerin veya Bitcoin'in oluşması dolayısıyla sisteme saadet zinciri denilebilir. Sistem içindeki arz ve talebi belirleyen algoritma ne derece doğru ?. Kırılma noktası bu. Algoritmaya müdahale edilebileceği aşikar. Bu durumda birilerinin kazancı diğerlerinin kaybı olacaktır.

Ne olursa olsun gerçek değeri belirleyen mal ve hizmetteki fiili, gerçek arz ve taleptir. Bu böyle kalacaktır. Galaksilere yayılsakta bu değişmeyecek. Tabiki spekülatörlerde olacak.

ELEKTRONİK ( ŞİMDİLİK KRİPTODA DENİYOR ) PARAYA YATIRIMI MAL VE HİZMETTEKİ FİİLİ ARZ VE TALEBE DAYANMADIĞI İÇİN ŞİMDİLİK SAKINCALI GÖRÜYORUM.

FAKAT YENİ PARA SİSTEMİ OLACAĞI KESİNDİR. MECBUREN MAL VE HİZMETTEKİ FİİLİ ARZ VE TALEBE DAYANACAKTIR. AKSİ TAKDİRDE YAŞAMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR.









Din Ve Dönüş


Merhaba,

Son günlerde gençler arasında dinden dönüş konusu gündemde. Bu gündem neden ortaya çıktı ?.

İslamın ortaya çıkması ile birlikte Arap lar ve Farsi ler kendi kliklerini ( Arap ve Fars milliyetçiliği - Şiilk ve Sünnilik ) kısaca güney müslümanlığını oluşturdular. Türk lerinde asırlar içinde kendi çizgileri ( Maturidilik-Kuzey müslümanlığı) ortaya çıktı. Bugünlere geldik.Reform ve rönesans dönemi sonunda ortaya çıkan aydınlanma hareketleri günümüzde halen devam etmekte. Ayrıca tüm Dünya da genel, yeni bir kültür oluşmakta. Aydınlanma hareketi geri kalmış ülkelerde emperyalizme karşı bir özbilinç yarattı. Örnek olarak Kurtuluş savaşımızı gösterebiliriz. Emperyalizm için yerli işbirlikçilerle geri kalmış ülkeleri yönetme taktiği sona ermişti. Yeni yöntemlere ihtiyaç vardı.

Bu aşamada emperyalizm için din ( ister İslam, ister Hristiyanlık ) imdada yetişti. Biz im coğrafyamızda kominist devletlerinde olması itibariyle aydınlanmaya karşı yeşil kuşak teorisi imdada yetişti. Geniş islami kitleler samimi olarak bu hareketin içine dahil oldular. İlk aşamada en azından kominist ülkelerin dağılmasına kadar başarı sağlandı. Fakat olan olmuştu artık. Bu kuşağın arkasından hem ekonomik hem de kitlesel açıdan güçlü küresel islam dünyasından beslenen gruplar ortaya çıktı. Bu grupların ana ideolojisi islamın özüne dönmekti. Ancak böylelikle o eski güçlü ve bağımsız dönülebilirdi. Bu grupların güçlenmesinde Filistin olaylarıda ana itici güç olmuştur. Oysa o güçlü günlerde İslam kendi oyununu kendi kuruyordu.

Ama. Dünya değişmeye ( Teknoloji, bilgi ) devam ediyordu ve edecek.

Bu oluşumların, çizginin arap baharı ile ama misyonu ve kapasiteleri ortaya çıktı. İşin özünde islamın kazandığı bir şey yoktu. Emperyalizm ve islamın üstünde asırlardır biriken posalar kazanıyordu.

Doğal olarak ülkemizde bu olan bitenden payını aldı. Milli Nizam partisiyle başlayan hareketlerle bugünlere geldik. Anadolu da asırlardır oluşmuş o güzel özgün islam yara almaya başladı. Emperyalizm için kuzey müslümanlığı ( Maturidilik ) tehditti. Güney müslümanlığına yer açmak dolayısıyla geçmişi adilce yönlendiren samimi tarikatlarda bu çizginin ( Güney müslümanlığı ) içinde buldular kendilerini. Irak ve Suriye de olan bitenlere bakıp İslam bu değil dedik. Gördüğümüz vahşet alayımızı silkeledi. Bunca güce ve yardıma rağmen yinede ortaya bir başarı çıkmadı. Akabinde bazı din bilirlerin saçma sapan, çağın çok gerisindeki fetvaları ( Asansör, evlilik,) ve büyük paralar karşısında alınan pozisyonlar toplumu sorgulamaya itti. Yalanın bini bin para. Oturulan yerden savaşa gitmek gibi. İslamın adalet ve paylaşım dini olduğu imajı yerle bir oldu. Özellikle deizim çok güçlendi. Ayrıca ortaya çıkan onlarca islami çizgide hangisine inanılması konusunda ciddi bir kafa karışıklığı yarattı. Hacı, hoca kavramlarına olan inanç ve güven ciddi yara aldı. İslam kapitalizme entegre oldu. Toplumun genlerine asırlardır yerleşmiş olan olan islam çizgisinin içeriği hızla boşalmaya başladı. Bu bir gerçek. Toplum el mecbur dönüştürülmeye çalışılmakta. Aydınlanmadan uzaklaştırma çabaları aralıksız devam ediyor. Sonuç ise toplumda çaresizlik ve güvensizlik had safhada. Toplum destek verdiği bu kliklerin eleştirdikleri pozisyonların aynısını yaptıklarını açıkça görmekte. Muhafazakar kesiminde sorgulama yaptığı kesin. Bu kesimin iskeletide çok sağlam değil artık.

KIRILMA NOKTASI BURADA ORTAYA ÇIKTI.

Yeni nesilin internetle gelen bilgi akışından ve küresel bir kültürün oluşumundan etkilenmemesi mümkün değil. Aslında emperyalizmin etkin olduğu bu alanda nesilleri bazı açılardan kötü etkilesede ( kültür emperyalizmi ) bilginin saklanmasını ve yönlendirilmesini önlemesi mümkün değildir. Bu değişim sadece islam ülkelerinde değil hristiyan ülkelerde ve tüm dünyada bahis konusudur. Değişen dünyada kitleleri istediğiniz şekle veya organizasyona sokmak ilk anlarda başarı sağlayabilir. Uzun süreli olmaz. Kurumlaştıramazsınız. Acılar diz boyu çekilir. Nesiller köle olur. Bu acılar çekilirken bir bakmışsınız tarihten silinmişsiniz. Akılcı pozisyonlar alınmak zorundadır.

Ne yapmak gerekir ?.

İslam dünyasının gerçek anlamda bir entegrasyona ihtiyacı var. Bir konsensus oluşmak zorunda. Değişen dünyada yeni nesiller için geleceği sırtlayacak, belirleyecek uzun vadeli gerçekçi, akılcı, çağdaş bir ortak çizgi oluşturulmak ve posalardan kurtulunmak zorunda. Değişimi yaratan ve yöneten olunması gerekiyor. Bunun için ne reforma nede güncellemeye ihtiyaç var. Her islam ülkesi vatandaşları nasıl istiyorlarsa öyle yaşasınlar. Ama yeni bir özbilinç şart. Bir milyar insanın geleceği bahis konusu.

YOKSA BAŞTAN KAYBEDİLMİŞTİR. TARİHİN ÇÖĞLÜĞÜNE ATINILMAK KAÇINILMAZ OLACAKTIR.