FİNANS

STRATEJİK ANALİZ

FİNANSAL TARİH

DENEMELER

MÜZİK & SİNEMA

DÜNYA & YAŞAM & TARİH

Filistin. Filistin. Filistin.


Merhaba,

Filistin sorunu konusunda yazacak o kadar çok şey varki. Ben resimler konuşsun istedim. Ama açık ve net şu yazılabilir.

Bilgi üretmeyen, milli sermayesi olmayan, sermaye ve toplumun güvenliğini sağlayacak güçlü bir ordusu olmayan ülkeler veya milletler tarihe gömülecek. İstenildiği kadar savaşılsın veya direnilsin. Filistin konusu bunun güzel bir örneği. Halklar veya milletler doğarlar ve özbilinçleri kurumlaşmadığı için tarihe gömülürler. Dünya tarihi yok olan halklar ve milletlerin hikayeleri ile dolu. Ayakta kalan ve hala özbilincine sahip çıkan bilemedin beş millet var.












Küresel ısınma üzerine


Merhaba,

Bu yaz çiftliğin balkonunda kahvemi içerken müthiş bir yağmur, dolu ve fırtınaya şahit oldum. Tek kelimeyle inanılmazdı. Korkmadım desem yalan olur. Koca koca kaya sayılabilecek taşların suyun önünde yuvarlandığını gördüm. Keşke resim çeksem veya videoya alsaydim. Küresel ısınma konusunda yeterince bilgim vardı. Başka ülkelerdeki afetleri yayınlarda gördük. Fakat. İnsanın başına gelince durumun ne kadar ciddi olduğunun farkına varıyorsunuz.

Dünyamız belirli periyodlarda ısınıyor veya soğuyor. Doğa kendini yenilemek veya dengede tutmak için ne gerekliyse yapıyor. Bu olaylar insanoğlu doğaya hakim olmaya çalışmadan önce kendi içindeki güçler veya dünya dışı etkenler yüzünden oluyordu. Şimdi ise sorumlusu insanoğlu. Tabiki dünya bunları varoldukça yapamaya devam edecek. Kendisine hiçbir şey engel olamaz. Buzlar ise hızla eriyor.

İnsanoğlu varolduğundan beri yaşamını devam ettirebilmek için önce doğaya uyum sağladı. Uyum sağladığı sürecede sağlıklı ve mutluydu.Hoş insanoğlu bugünkü yaş rakamlarına ulaşamıyordu ama yinede varlığını devam ettiriyordu. Güçlendikçe doğayı yenmeye, yönlendirmeye ve ıslah etme yolunu seçti. Genel olarak başarılıda oldu. Fakat. Doğanında sınırları olduğunu küresel ısınma denen felaketlerin yaşanmasıyla farkettik. Çok geç kalındığını sanıyorum. Yavaşlatmak içinde dişe dokunur faaliyetlerde ortada yok. Kurumlaşmış bir faaliyet yok şimdilik. Devletler aldıkları kararlarada pek uymuyorlar. İnsanoğlunun faaliyetleri freni patlamış kamyon gibi yol almaya devam ediyor. Doğada kendi bildiğini yapıyor. İnsanoğlunun şansı yok.

Eğer ilgili konuda küresel bir özbilinç oluşmazsa korkarım doğa insan nüfusunu kendini rahatsız etmeyecek bir sayıya indirecektir.

İnsanoğlunun faaliyetleri doğayı bağlamıyor, bağlamaz. Doğa karşısında paranızın, silahlarınızın, teknolojinizin önemi yoktur. İşe yaramaz. Aşağıdaki resimler Atlantik. Com.'dan.

Allah ateş ve suya fırsat vermesin derdi Annem. Çok doğruymuş.












Bir zamanlar İstanbul.


Merhaba,

Çoktandır tatildeydim. Hazırladığım bir çok yazı vardı. Üç ay sonra o yazıları tekrar toparlamak zor geldi. Elim alışsın diye bir çerez yazı hazırlamak istedim. 1980 li yıllarda geldiğim İstanbul'da acı tatlı anılarım oldu. Ve. İstanbul İnanılmaz güzeldi. Tabiki İnsan kaliteside tartışılmazdı. Doğal olarak herşey değişiyor ve zamanla yeni bir kültür doğuyor. Şimdiki İstanbul'un beğenecek bir yeri kalmasada mihrap yerinde duruyor gibi görünüyor. Eski İstanbul'dan resimleri paylaşmak istedim.



İstanbul Garı ve yolcular.



















Taksim stadı Topcu kışlası 29 Haziran 1923. General Harrington kupası Fenerbahçe'nin İngiliz'leri 2_1 yendiği maç.


















1950 Şişli.






















1950 Kurtuluş.















1954ten Bostancı'da ve bır aile.
















1954 kışında buzun ustunde nargile içen bir adam.





















Bır zamanlar Haliç ve Torik akını.





























Bır zamanlar Emırgan Çınaraltı.

















Beyazıt 1939 Cumhuriyet Bayramı Kutlaması.

















1920 Beyoglu.
















1966 Beşiktaş Barbaros Bulvarı.















Bır zamanlar Çiçek Pasajı. 






























1960 lardaki Fındıkzade.




















1930 lardaki Laleli.




















Bır zamanlar Pera Palas otel Tepebası Beyoglu.



















1900 lerdeki Büyükada.















1900 yıllarında Mercan caddesinden Beyazıt kulesıne dogru.



















1909 yıllarında Tahtakale'de bir şekerci dükkanı.





















1910 larda Rumeli  Kavağında bir Dalyan.
















1947 lerde Mahmut Paşa caddesi. 






















Dil, Finans Ve Özbilinç.


Merhaba,
Türkiye'de kırk milyon site var. Bu sitelerin dokuz milyonu aktif durumda. Bu sitem alexa traffic ( Abd menşeeli ) değerlemesine göre Türkiye'de 110.895 inci sırada. Bu tabiki önemli değil. Fakat sitedeki yazıların iyi, kötü okunduğunu göstermekte bu sıralama. Tabiki başka kriterlerde var.
Ülkemizde finans konusu son derece yeni. Bu konuda üst düzey bir bilinç ve bilgi birikimi oluşturmak en büyük isteğİm. Bu siteyi açma ve yazma nedenim bu. Küreselleşme gerçektir ve asla durmayacaktır. Sadece yürütücü ülkeler değişecektir.
İşte bu açıdan bir halkın varlığı artık sadece diline sahip olmasına bağlı değildir. Finansal konularda kurumlaşmış bir özbilinç oluşturulması ve bilgi üretilmesi zorunluluğu vardır. Stratejik açıdan bu çizgi son derece önemlidir. Daha doğrusu en önemlisidir. Dilinizin ekonomide yaşamasıda buna bağlıdır. Aksi takdirde bir süre sonra dilinde ekonomiden koptuğunu görebiliriz. Görürüz. Bu konuda tv kanallarındaki ekonomi oturumlarına baktığınızda, seyrettiğinizde  durumun vahametini açıkça görürsünüz.
Peki nasıl ?.
Bu ideali gerçekleştirmek için öncelikle kimlikli bir sermaye sınıfına ihtiyaç var. Var olduğunu varsayalım. Bahsettiğim bir sınıf varsa devlet de doğal olarak kimlikli olacaktır. Eğer böyle bir sınıf yoksa iş devlete düşer. Ama. İlk sorumlu ailelerdir. Ailelerde olabildiğince bu bilinci çocuklarına anlatmak zorundadırlar. Tabiki bu ilgili konuda az, çok bilgisi olan aileler için geçerli.
Finans eğitimi ortaokullarda basit bir dille başlatılmalıdır.  Eğitim seviyesi arttıkça finansın derinliğine girilen dersler müfredata konulmalıdır. Finans kapsamı geniş bir bilgi ister. Eğitime konulduğunda öğrencilerin düşünme kapasitesi ve siyasi, kültürel uyanıklıkları da bir o kadar artacaktır. Finans bireyin geleceğini kurgulamasında belirleyici olacaktır. Doğal olarak ülkeninde. Fakültelerde bu ders verilmektedir. Önemli olan toplumda finans konusunda bir alt yapı oluşturmaktır. Bireyin finans ve politika konularında karar almasını sağlayabilecek temel finans bilgileri  ortaokul ve liselerde muhakkak verilmelidir.
Bir ülkenin geleceğini geniş bir bilgi birikimine ve özbilince sahip bireylerin kurguladığını veya ülkeyi yönettiğini hayal edebiliyormusunuz.

Küreselleşen ( Her alanda ) bir dünyada başka türlü yer almanın veya varlığın devam ettirilmesinin başka hiçbir yolu, yöntemi yoktur. Finansal özbilinç çok çabuk pozisyon almanın ve oyun kurucu olmanın yolunu açar. Oyun kurucu olmuyorsanız veya oyun kurucuların arasında değilseniz ne yaparsanız yapın ayakta kalmanız mümkün değildir. Finansal özbilinç tüm faaliyetlerde verimliğin kurumlaşmasınında yolunu açacaktır. Tabiki buradaki kırılma noktası bireyin olaylara her zaman maddi açıdan bakma açısını getirmesidir. Eğitime konulacak farklı derslerle bu sorun aşılabilir veya dengelenebilir. Bu bilinci oluşturmak için eğitimde farklı açılımlarda yapılabilir.

MUHAKKAK BU ÖZBİLİNCİ OLUŞTURMAK VE KURUMLAŞTIRMAK ZORUNDAYIZ.



Seçimler Ve Sonrası.


Merhaba,
Seçimler yapılacak. Oylar verilecek. Kısaca gelelim meselenin özüne.
-- Milletvekilleri seçildiklerinde, toplum ve devlet ile alakalı karar alma yetkileri olmayacak. Yetkileri artık sınırlı. Hükümet üyeleri milletvekillerinden çıkmayacak. Hükümeti onaylamak yetkileri de yok. Dolayısıyla hükümeti denetleyip düşürmek gibi yaptırım güçleri de bahis konusu değil. dört yüz milletvekili bir araya gelirse ki çok zor. Ancak bu aşamada kümülatif bir etkileri bahis konusu.
-- TBMM için beşyüz elli  değil, altı yüz kişi seçilecek. Bunun nedenini de merak ediyorum. Sanırım dört yüz milletvekilinin bir araya gelmesini zorlaştırmak için. Bu konuda karar veremedim. Pratikte göreceğiz.
--- Cumhurbaşkanın başında olacağı hükümet de bildiğimiz gibi bir hükümet olmayacak. Çünkü bakan adlı kimselerden oluşacak kurulun, kurul olarak karar alma, örneğin ‘bakanlar kurulu kararanamesi’ çıkarma yetkisi kaldırılmış durumda. İşler görüşülecek çıkacak karar cumhurbaşkanı kararnamesi olarak çıkacak. Bakanlık koltuğunda oturacak olanlar siyasi işler yapacak, ama siyasetçi sorumluluğu taşımayacaklar.

-- Cumhurbaşkanı seçildiğinde 16 Nisan 2017’de anayasa değişikliği ile , yalnızca cumhurbaşkanı değil aynı zamanda başbakan olacak.
-- Anayasa, yönetim, yürütme ve işleyişle ilgili kurallar değiştirildi;
-- İttifakların dışında kalanlar, yüzde on barajla baş başa kaldı. Sonuçta yedi parti ittifaklar adı altında seçime hazır.
Peki ittifakların aldıkları oyların dağılımı nasıl olacak. Sözü edilen payın nasıl hesaplanacağı,18. madde ile 2839 sayılı Kanun’un bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oyların hesaplanması ile ilgili 29. maddesinin I. fıkrasına eklenen şu cümlelerle açıklanmış durumda.
Aynı ittifak içerisindeki siyasî partilerin her birinin geçerli oyu; ittifakı oluşturan siyasî partilerin o seçim çevresinde tek başına aldıkları oy sayısına, ittifakın ortak oylarından gelen payın ilâve edilmesiyle elde edilecek. İttifak yapan her bir partiye ortak oylardan gelen pay; ittifak yapan siyasî partilerin tek başına aldıkları oyun bu partilerin toplam oyuna bölünmesi ile elde edilen katsayının ittifakın ortak oyu ile çarpımı sonucu ortaya çıkacak.
İttifak içindeki partilerin aldıkları oyların tespiti, yalnız bunların toplamı üzerinden ittifakın çıkaracağı milletvekili sayısı ile ittifak içinde her birinin çıkaracağı milletvekili sayısının hesaplanması bakımından değil; aynı zamanda Siyasî Partiler Kanunu’nun ek 1. maddesi uyarınca siyasî partilere yapılacak Devlet yardımı bakımından da önemli.
Cumhuriyet tarihinin en ciddi seçimi gelecek nesiller için hayırlı olsun temennisindeyim. Her kim seçilirse ekonomideki kaos yeni seçimlere yol açabilir. Kesin olan ise gelecek nesilleri zor günler bekliyor. Ayakta kalmayı zor yollardan geçerek öğrenecekler. Hayatta kolay değil zaten.

EGEMENLİĞİNİZ VE DEVLETİNİZLE  DÜNYADA YER ALMAK VE BUNU SÜRDÜRMEK KOLAY DEĞİLDİR. SİSTEM BUNUN İÇİN ÇALIŞMIYORSA DEVLET AYAKTA KALAMAZ.  SORUN KÜRESELLEŞEN DÜNYADA YENİ  BİR ŞANSININIZ OLUP, OLMAMASIDIR. OLMAYABİLİRDİ.






Faşizm üzerine.

Merhaba, 
Bu konuda zaruret üzerine kısa ve öz olarak yazmam gerekti.
Faşist olmanın ideolojisi yoktur. Bu terim ideolojilerin üstündedir. Her ideoloji bu tuzağa düşebilir veya dönüşebilir. Faşizme karşı savaşanlarında zamanla faşizme kaydığını gördük. Faşizm belli bir sınıfın veya ideolojinin diktatörlüğünü, egemenliğini pekiştiren bir oluşumdur. Bir ideoloji tüm sınıfları kapsayan konumdaysa faşizmin ortaya çıkması zordur. Sınıfsal entegrasyonunu sağlamış toplumlarda yaşam alanı bulamaz. Bulsa da çabuk tasfiye edilir. İlgili toplumlarda toplam kalite standardı ( Eğitim,finans, paylaşım ) çok yüksektir. Sermaye ulusaldır ve varlığı toplumdaki toplam kalite standardına bağlıdır. Tüm sınıflar ekonomi ve siyaseti belirlemede etkindirler ve bu demokrasinin kurumlaşmasını sağlamıştır. Bu tür toplumlarda stakeholder kapitalizmi bahis konusudur. Bu çizgiye genel olarak sosyal demokrasi de denilmektedir. Pek katılmasamda.
Faşizm insanoğlunun var olma hakkının sınıfa, ideolojiye ( Irkçılık gibi ) dönüşerek diğer insanların, sınıfların özgürlüğünün üstüne çökmesidir. Bunu yapmak içinde kendi ideolojisini yaratır.
Var olma hakkı yalın milliyetçiliktir. Bu tür milliyetçiliğin faşist olmakla ilgisi yoktur. Bireyin var olma hakkı kurumlaşarak toplumsal milliyetçiliği doğurur. Toplumsal milliyetçilik hakim sınıfların sömürü aracına dönüşebilir. Burada faşizm kaçınılmaz olarak kendini gösterir. Eğitimin ve siyasi uyanıklığın yüksek olduğu toplumlarda bu oyun tutmaz. Günümüzde ise bu teşhisleri yapmak karmaşık algoritmalara bağlıdır. Her ülkenin veya toplumun belirleyici kriterleri farklılık gösterir. Ana kriter sermayenin kimliğinin olup olmamasıdır. Sermayenin kimliği demek ülkenin kaynaklarına sermayenin sahip çıkması ve bölüşmesi  demektir. Sermayenin kimliği varsa o ülkede para kazanmanın yanında iş yapmak veya yaratmak daha önceliklidir. İş yaratmak ise doğal olarak toplumsal bölüşümü artıracaktır. Toplumsal bölüşüm toplam kalite standard larının seviyesini artırir. Toplumsal bölüşüm demokrasi demektir. Devlet sadece demokrasiyi koruyan bir araca dönüşür.Faşizm yaşama alanı bulamaz.

FAŞİZMİN EN BÜYÜK DÜŞMANI SİYASET ÜSTÜ KURUMLAŞMIŞ VATANDAŞLIK BİLİNCİDİR. BUNA DEMOKRASİNİN KURUMLAŞMASI DA DİYEBİLİRİZ. 

Faşizm insanlar arasındaki doğal seleksiyonun bir yansımasıdır. Yaşamın acımasız bir yönüdür. 

İnsanoğlu bu hastalığa karşı dine sarılmıştır. İlk aşamalarda başarılıda olunmuştur. Din çizgisinin ne durumda olduğu ortada. İnsanoğlu akabinde sosyalist bilgiyi de oluşturmuştur. Günümüzde ise sosyalist felsefenin sorunları vardır. Anti-emperyalist olmak için sosyalist olmak şart mı ?. Küresel empeyalizmin desteklediği etnik milliyetçilikleri halkların özgürlüğü çizgisinde hoşmu görmek lazım. Yoksa sosyalizm öğretisi anti-emperyalist çizgiden koptu mu ?. Faşizmi yok edilmesi zor bir virüs gibi görebiliriz. Ne zaman nerede ortaya çıkacağını kestirmek çok zordur. Belirtileri gördüğünüzde iş işten geçmiştir. 

Faşizm sadece şiddet olarak kendini göstermeyebilir. Faşizmin bir yönü de ilgili toplumda sınıf atlama şansının kalmamasıdır. Sosyo-ekonomik yapı paylaşılmıştır, kilitlenmiştir. Sosyo-ekonomik yapının gelişmesi durmuştur. Günümüzde bu tür faşizm ( Örtülü faşizm ) varlığını devam ettirmektedir. Kişilerin, partilerin sol çizgide olmasının önemi kalmamıştır. Sol düşünce kültürel yaşamda vardır. Tabiki değişim kaçınılmazdır. Tüm açık veya örtülü diktatörlükler yıkılır. Sınıf atlama şansının kalmaması zaten yıkılmaya bir adım kalınması demektir.
Tabiki bu konuda yazacak çok şey var. İşin özü budur. 
KESİN OLAN İSE BELLİ BİR İDEOLOJİYE BAĞLI DEĞİLDİR. SOVYET VE ÇİN DEVRİMLERİNDEN SONRA BUNU GÖRDÜK.