Kültür emperyalizmi üzerine. - Konsolide Denemeler

Kültür emperyalizmi üzerine.

Web Analytics Made Easy - StatCounter



Merhaba,

Uzun süredir bu konuda yayınlar okuyorum. Farklı yaklaşımlar ve kültür emperyalizminin fiiliyatta nasıl uygulandığı konusunda yüzlerce örnek var. Fakat nedenleri konusunda beni tatmin edecek bir yaklaşımla karşılaşmadım. 

Kültürel etkilenme tüm ülkeler içinde geçerli. Az veya çok toplumların başka toplumlardan etkilenmesi son derece normal. Normal olmayan bu hayranlığın kişiliği zedelemesi  ve ilgili kişinin kendi toplumuna yabancılaşması, geçmişini silip süpürmesi. Tabiki pratikte böyle bir oluşum gerçekleşmişse sonucun böyle olması kaçınılmaz.

Tarih boyunca her alanda güçlü toplumlar diğer toplumları etkilemişlerdir. Fakat yinede etkilenen toplumlar konjonktür değiştiğinde kendi özlerine dönmüşlerdir. Günümüzde ise artık geriye dönüşün olması bahis konusu değildir.

Küreselleşen dünyada gemisini kurtaran kaptandır. Ya küreselleşen dünyanın ortaklarından olursunuz yada tarihe gömülürsünüz. İbniHaldun, "mağlup milletler, galiplerin giyim, şekil, düşünce ve tavırlarına kendilerini kaptınrlar" demiş. Gerçek budur.

Ülkemiz ise şu anda kültür emperyalizmin kıskacına iyice girmiş durumda. Günlük hayatta hatta aile içinde bu etkileri bizzat görüyoruz. Dilimizdeki yabancı kelime oranı çok arttı. Tabiki bunda dergi, gazete ve sosyal medyanın etkileri tartışılmaz. Peki bu duruma nasıl geldik?. Tabiki konu Osmanlı'nın gerileme dönemine ve Avrupa'nın palazlanmasına kadar dayanıyor. Osmanlı sisteminin kendini güncelleyememesi ( her alanda ) , sistemin kokuşması kaçınılmaz olarak ülkede farklı çizgilerde siyasi ve kültürel odaklar oluşturdu. Bu çizgilerin içinde işbirlikçiler, samimi olanlar, vatanseverler ve çözüm üretmeye çalışanlarda vardı. Osmanlı'nın son dönemleri bu grupların çatışmalarına sahne olmuştur. Bu çatışmaların getirdiği bilgi birikimini konsolide edebilen ve çözüm üreten tek kişi Atatürk'tür. Kurulan cumhuriyetle Anadolu halkı kimliğini buldu. Bunu hemen her alanda gördük ve ciddi ciddide iyi gitmiştir. Kırılma noktası İnönü ve Menderes dönemlerinde ortaya çıktı. Atatürk' ün Türk tarih tezinin ortadan kaldırılması, emperyalizmle fiili anlaşmalar henüz kimliği ( devlette ) tamamen kurumlaşmamış halkı ortada bırakmıştır. Yerine neler konulduğunu biliyoruz. Konulanlardan sonra olanlara bir örnek vermek istiyorum.

Bir Filhelenizm terimi var.
Yani Yunan dostu/-Yunanperverlik- Yunan hayranlığı anlamına gelen bir kavram. 19' uncu yüzyılda Avrupa'da moda olan bu kavram Atatürk'ün vefatından sonraki eğitim politikalarıyla ülkeye yerleşti. Eğer bu çizgide değilseniz aydın veya entellektüel olmuyorsunuz. Hatta bu çizgiye mensup kişiler kendi kulvarlarında mafialaşmış gibilerdir.
Ülkedeki sağ kültür nasıl sorgulamıyorsa, sol kültürde sorgulamıyor.
Bilgiyi herhangi bir millet üretebilir. Takdir edersiniz, kölesi olmazsınız. Bilgi değişir ve kendini günceller. Bu güncellemeyi herhangi bir ülke aydınıda yapabilir. Kimliğiniz yoksa sadece bir çöpsünüz.
Ben ülkede bu sorunu çözecek bağımsız siyasi çizgiler göremiyorum. Bununda en iyi göstergesi siyasi hayattaki çifte standarttır. Siyasette çifte standart varsa politikada kokuşmuş demektir. Politikanın kokuşmasının arka planında ulusal, milli bir sermaye sınıfının bulunmaması yatmaktadır.. Çifte standartta bir örnek verecek olursak. IŞİD katliamı haklı olarak lanetlenirken, PKK katliamı tek sözle bile neden kınanmaz? Üstelik… PKK 17 Şubat 2016'da hemen hemen aynı yerde Ankara'da benzer saldırıyla 29 kişiyi öldürmesine rağmen susulur.

Şu an  Osmanlı'nın son dönemlerine döndük. Yine işbirlikçiler, samimi olanlar, vatanseverler ve çözüm üretmeye çalışanlar var. Bu sefer iş çok zor. Çünkü kültür emperyalizmi  toplumun hücrelerine kadar girmiş durumda. Dilimizde, şarkılarda, günlük yaşantımızda etkinler. Ayrıntıları hepimiz biliyoruz veya zaten ilgili konudaki kitapları okumuşsunuzdur. Fakat ülkedeki siyasi çizgiler içinde Kullanışlı aptallar ( - Useful idiot.) çoğunlukta Bu cümleyi ilk defa Vladimir İlyiç Lenin kullanmış. Bunu kimliksiz devrimciler için ortaya atmış. Bu deyimin çıkış nedeni ise emperyalizminin ayakçısı olan Avrupa' lı solcular. Halada öyledirler. Özellikle etnik politikalarında baş rollerdedirler. Malum ulusların kaderlerini tayin hakları vardır. Ama. Kendi uluslarının menfaati bahis konusuysa sesler cılız çıkar. İki yüzlülüğünde cılkını çıkarmışlardır.

Artık konuyu toparlayalım ve sonuçlandıralım.

Dil bir toplumu belirleyen en önemli unsurlardan birisidir. Kimliği de denilebilir. Dil önemlidir. Fakat o dilin grameri daha önemlidir. Grameri ise bilgi geliştirir Bilgi yaşadıklarımızdan, ihtiyaçlarımızdan ve ilgili toplumun her alandaki gücünden doğar. Basit yaşantıların üreteceği bilgi sınırlıdır. İddialı toplumlar iddiaları devam ettiği müddetçe kaçınılmaz olarak birincil kütür olurlar. Bunun dışındaki kültürleri ikincil veya üçüncül kültürler olarak tanımlayabiliriz. Bu kültürler her açıdan sömürülürler ve eninde sonunda tarihe gömülürler.

Birincil kültür olmanın veya devam ettirmenin garantisi yoktur. Bu konuda yapılabilecekler bellidir.

İşin özü Küreselleşen dünyada ekonomide dili yaşayan, gelişen toplumlar ayakta kalacaklardır. Doğal olarak ilgili dil kültürel faaliyetlerde de egemenliğini sürdürecektir. Sürdürüyor. Buna kültür emperyalizmi diyoruz. Buna karşı şimdilik yapılabilecek pek bir şey yok gibi.. Tek yol yeni bir özbilinc oluşturmak. Bu Anadolu halkının her açıdan entegre olmasına bağlı. Bu entegrasyonu savunan, sağlayacak bir çizgi şimdilik yok. Ama. Muhakkak ortaya çıkacaktır. Emperyalizm ve işbirlikçileri bunu çok iyi bilmekte. Entegrasyonu önlemek için ellerinden geleni arkalarına koymuyorlar. İşi sıkı tutuyorlar.










  • 1Blogger Yorum.
  • Facebook Yorum.
  • Disqus Yorum.


1 Yorum.

  1. Mükemmel ötesi bir yazı. Tespitler acımasız. Ama.Gerçek.

    YanıtlaSil

comments powered by Disqus

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Copyright © Konsolide Denemeler. Designed by OddThemes