Tarihten Resimler.


Osmanlı ya karşı Arap ve Çerkes asileri uçağın önündeler. Lawrence, sağdan dördüncü. Düşünün bakalım.
Resimler https://historyontheorientexpress.tumblr.com sitesinden alınmıştır.

























Osmanlı-Rus Harbinde yenilen Osmanlı'yı aşağılamak için İstanbul'a yapılan Ayastefanos ant, Enver Paşa tarafından yıktırılıp filme alınmıştı



















Osmanlı piyadesi Kudüs yakınlarında mevzi almış.Çoğunu o mevzilerde kaybettik.O arslanlar atalarımızdı. Kimbilir hangimizin dedesiydiler. Toprakları bol olsun.O topraklarda yatıyorlar.


Çöl Kaplanı Fahreddin Paşa yerel halk ile.


























Çanakkale Gazisi Tosyalı Yüzbaşı Halid Şevki Efendi. Fotoğrafta; “Oğlum İzzete 24 Temmuz 1331, Pederin Halid Şevki” yazılı.









































1935 yılında İstanbul'da, Uluslararası Kadın Kongresi.

















20 Mart 1918'de Midilli de batan , eski Breslau gemisine binen Alman ve Osmanlı denizcileri.



Hatay'ın ilhakından günler sonra Orgeneral Şükrü Kanatlı önderliğindeki Türk Ordusu şehire giriyor, 5 Temmuz 1939.




































Gök okulu öğrencileri, ülkemizin ürettiği yerli savaş uçağı yanında mezuniyet yemini ediyor, 1930'lar.

Girne Savunması, 1964





























Abdülhamit ve Osmanlı nın güncel durumunu anlatan Fransa da çıkan bir karikatür.





.




































ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR

Oldukça geniş kültürlü bir din adamıydı. Şimdi sağda solda gördüklerimiz gibi değil yani. Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması gerektiğini savunurdu. Felsefe ile de ilgilenirdi. Bilgi üretirdi. ÖZBİLİNCİ YÜKSEK BİRİYDİ. Felsefecilerin gerçeği kavrayamadıklarını eksik kaldıklarını belirtmiş, akıl ile imanın bütünleşmesi gerektiğini böylelikle gerçeğin netleşeceğini savunmuştu.Tabiki bilimsel düşünce ile dinin entegre olmasıyla gerçeğin ortaya çıkabileceğini o dönemde savunmak kenara konulabilecek bir şey değil. KISACA DÜŞÜNEN-SORGULAYAN DONANIMLI BİR DİN ADAMIYDI.ŞİMDİ BÖYLELERİ VARMI?. BİLMİYORUM.DUYMADIM. BU ARADA ŞİİR DE YAZARDI.

Kudüs te beyaz bayrağı taşıyan Osmanlı Askerleri. O zaman Kudüs te Musevi sayısı 25.000 idi.İşte o zaman Kudüs ün işi bitmişti. Gelecek 50 yıl içinde nüfus dengesi yarı yarıya oldu. Bu politikayı anlamak için Arap larda bilgi birikimi yoktu. Şimdi de yok.Sınırlar her zaman silahla çizildi. Bundan sonrada böyle olacak.


















































İk kadın fizikçimiz Dr. Fatma Memi (ortada), 3 Ekim 1937.















Atatürk le ilgili çok şey söyleyebiliriz.Biliriz de zaten. AMA.O HER ZAMAN YANLIZ AMA GÜÇLÜYDÜ. ETRAFINI SARAN TÜM İŞBİRLİKÇİLERİN-DÖNMELERİN ARASINDA YANLIZDI. O DÖNEMİN KÜRESEL KONJONKTÜRÜNÜ ÇOK İYİ KULLANARAK CUMHURİYETİ KURDU. TEK BAŞINAYDI..ZEHİRLENDİ. BİLGİ NASIL YAKALANIR VE ÜRETİLİR SAYESİNDE ÖĞRENDİK. EN BÜYÜK MİRASI BUDUR.








































Bir İngiliz deniz piyadesi bir Türk'ün çantasını kontrol ediyor. İşgal altındaki İstanbul, 1919.



















ÖZBİLİNÇ YAŞADIĞINIZ VE KARNINIZI DOYURDUĞUNUZ TOPRAKLARA OLAN BAĞLILIĞINIZDIR.DEVAMLILIĞI İÇİN MÜCADELE ETMEK VE BİLGİ ÜRETMEKTİR.BUNUN ETNİK VEYA IRKİ DURUMUNUZLA İLGİSİ YOKTUR.

Atatürk le birlikte idam kararı verilenlerden biriside musevi vatandaşımız Alfred Rüstem ( Ahmet Rüstem Bey ) dir.
AHMED RÜSTEM BEY, (asıl adı, Alfred Rüstem’dir), (1862 Midilli - 1935, ?), Millî Mücadele’de Mustafa Kemal’in yanında yer alan Polonya kökenli Osmanlı diplomat. Babası, 1854’te Osmanlı Devleti hizmetine girdikten sonra Sadeddin Nihad Paşa adını alan Polonyalı Bilinski’dir.
1886’da ABD’ye konsolos olarak atandı. 1903’te görevinden istifa edip Londra’ya gitti. Oradan İskenderiye’ye geçti. 1908’e kadar Mısır’da gazetecilik yaptı. 1909’da ABD’ye maslahatgüzar olarak gönderildi. 1911’de Çetine (Karadağ) büyükelçisi oldu. Balkan Savaşı çıkınca er olarak Osmanlı ordusuna gönüllü yazıldı. 1914’te Washington büyükelçiliğine atandı. Bu görevi yürütürken ABD yönetiminin ve Amerikan basınının Osmanlı Devleti’ne karşı takındığı olumsuz tutuma karşı sert tepkiler gösterdi.

Mustafa Kemal ile birlikte Ankara’ya geldi. İstanbul’daki seçimlerde Osmanlı Meclis-i Mebusanı’na Ankara milletvekili olarak katıldı. 16 Mart 1920’de Meclis-i Mebusan’ın dağıtılması üzerine Ankara’ya dönüp Birinci TBMM’ye Ankara milletvekili olarak katıldı.

Alıngan kişiliği nedeniyle Mustafa Kemal’le yaptığı bir tartışma sonrası 8 Eylül 1920’de milletvekilliğinden ayrılıp Avrupa’ya gitti. Oradaki gazetelerde Türkiye ile ilgili yazılar yazdı; kendisine bağlanan maaşla yaşamını sürdürmeye çalıştı ve orada öldü.



RASTGELE
YORUMLAR.
  • 0Blogger
  • Facebook
  • Disqus

Yorum bırakabilirsiniz.

comments powered by Disqus