Kimlik siyaseti. - KONSOLİDE DENEMELER

Kimlik siyaseti.



Merhaba,

“Yeni Anayasa” çatışmaları çerçevesinde “Vatansever” olduklarını iddia eden bir grup, bir yandan Türk adına vurguyu önemsiyor, diğer yandan da  Türklüğün sadece yüzyıl önce sosyal bir gereklilik olarak yaratılmış bir kavram olduğunu bilinçlere yerleştirmeye çalışıyor.  

İstedikleri olursa, yani “Türk” kavramı; kökü, kökeni, tarihi, kültürü ile insanlık ailesinin asil ve onurlu bir kolu olarak Anayasa’da yer almayıp bir şemsiye kavram olarak yeni anayasada yer alırsa, Türk Ulusu’na büyük zarar verilecek, farkında değiller.. Çünkü parçalanmanın temeli asıl böyle atılır.. 

Onlara göre “Türk” sözcüğü bir ırka tekabül etmezmiş.. Kurtuluş savaşını yapan, vatandaşlık bağı ile TC.’ye bağlı olan sosyal kitlenin adı imiş Türk.. Alman, Fransız, Yunan, Kürt, Arap.. gibi değilmiş yani! Kısacası “ Türk” yokmuş, Türkmen, Yörük(!), Kırgız, Özbek, Tatar.. varmış.. Bu cenahın başı Prof. Birgül Ayman. Yazılarında ve kürsü konuşmalarında bu yanlış düşünceyi sürekli işlediği halde onun yanındaki Atatürkçülerden, şaşırtıcı şekilde, hiç bir ses çıkmıyor!. O zaman insanın aklına gelmiyor değil; madem “Türk”,  bir kökene, ırka tekabül etmiyor, o zaman ‘Türkiye Vatandaşlığı’ kavramına neden itiraz ediyorsunuz?

Bu kesim, utana sıkıla anayasada bulunması gereken  “ Türk” vurgusunun nasıl da zararsız(!) bir şey olduğunun ispat etmenin telaşına kaptırdı kendini.

Hanımlar.. Beyler.. Türk, Türk’tür.. Nasıl, Yunan, Alman, Rus, Arap, Kürt varsa Türk de vardır ve Türkiye, Türklerin ülkesidir.  

Türkiye ayrıca vatandaşlık bağı ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne bağlı olan herkesin de ülkesidir. Göğsünü gere gere ikide bir Boşnaklığına atıf yapıp duran Birgül Ayman’ın da elbette ülkesidir. Ne kimseden eksik, ne de fazla olarak..
Türklüğü kabul etmek için, “Şartım var!..’” dercesine, formül uydurmaya çalışanların  Türklüğü şekilsizleştirme, içini boşaltma tuzağına düşmemek gerekir. Neymiş efendim, Türklük hepimizi birleştiren üst şemsiye imiş..  Önce, Oğuz, Kırgız, Türkmen, Yörük, Kürt, Arap, Çerkez, Boşnak oluyormuşuz, sonra “Türk Milleti” şemsiyesi altında hepimiz Türk oluyormuşuz!  

Etnolojik, etimolojik, tarihi ve kültürel bir gerçekliktir Türklük. Çok geniş coğrafyaya yayılmış Türk soyunun boy adları da vardır. (Bu arada Prof. Ayman’a, Yörük’ün boy adı olmadığını, Türk dengini yapıp yürüyünce Yörük olduğunu birisinin öğretmesinde fayda var..) Türk  sözcüğü, tıpkı, Alman, Yunan, İspanyol, Rus sözcüklerinde olduğu gibi hem vatandaşlık hukuku gereğince, hem de soy aidiyetini belirten bir kavram olarak kullanılır. Bunun böyle söylenmesi ırkçılık falan değildir. Irkçılık,  soy aidiyetine bakarak insanları haklar bakımından üstünlük sıralamasına tabi tutmaktır. Geçmişte hiçbir dönem ırkçı olmamış bir ulus var ise, bu da Türk Ulusu’dur. Türkler, başka kökenlerden insanları da kolaylıkla içlerine kabul ederler.. 
   
Kafa karışıklığını da en çok Atatürk’ün “Ne mutlu Türk’üm diyene” ve “T.C. Devletini kuran halka Türk milleti denir” veciz sözlerini suiistimal ederek yapıyorlar. Üzerinde çok uzun durulması gereken bir husus bu.. Ama şu kadarı bile aydınlatıcı olacaktır ki; Atatürk, bu sözleri ile “Türk” yoktur, dememiştir.. Tam tersi.. Türklüğü ne kadar önemsediğini, tanımını geniş tuttuğunu, kanun önünde ve sosyal alanda ırkçılık, ayrımcılık yapılmayacağını, ve Türklük kapısının, girmek isteyenlere açık olduğunu vurgulamıştır.. Nitekim Atatürk’ün Türklüğü, Ayman’ın arzuladığı “amorf” bir yapı olarak görmediği, yaptığı etimolojik ve etnolojik araştırmalardan da ortadadır.

Biz Türkler, insanlık ailesinin eşit ve onurlu bir üyesiyiz. Diğer uluslar üzerinde bir üstünlük, bir egemenlik iddiasında geçmişte de bulunmadık, gelecekte de böyle bir şey olamaz. Çok uzun zaman zarfında, sınırların kalkması, ekonomilerin birleşmesi oranında soy ve kültürel farklılıkların ortadan zaten kalkacağı aşikardır. 

Ama, günümüzde, bir yandan ırk aidiyetleri sebebiyle bir yerlerde vatan, coğrafya iddialarını sürdürenlerin, diğer yandan Türklüğü benimsemek için ortaya şart ileri sürer gibi  şekilsiz, özsüz bir “Türk”  kimliği yerleştirmek istemelerine kanmamak gerekir.





Egemenliğe sahip olmanız yetmez. Her türlü yetki ve güce sahip olmanız da yetmez. Geleceği sırtlayacak, belirleyecek uzun vadeli gerçekçi ve akılcı oyunlar kurmuyorsanız,kuramıyorsanız. Kurmak zorundasınız. Değişimi yaratan ve yöneten olmalısınız. Birincil kültür olmanın ve varlığınızın devamının kuralları bunlardır. Yoksa. Baştan kaybettiniz demektir. Tabiki bunlar sermayenin ideolojisine ve sermayenin kimlerde olduğuna bağlıdır. Bu toprakların son üçyüz yıllık tüm sorunlarının ve başına gelenlerin nedeni budur. Unutulmaması gereken işe şudur. KISACA SERMAYE ÖNEMLİDİR. DAHADA ÖNEMLİSİ KİMLERDE OLDUĞUDUR.

Faik ÇALTILI. Finans ve yönetim danışmanı.

  • 0Blogger Yorum.
  • Facebook Yorum.
  • Disqus Yorum.


Yorum Gönder

comments powered by Disqus
Copyright © KONSOLİDE DENEMELER. Designed by OddThemes