ERMENİ SORUNU VE ALMANYA - KONSOLİDE DENEMELER        

Header Ads

Anladığımız ve bildiğimiz her şey doğru değildir.Neden?.Bilgi değişir, kendini günceller.Sorgula.Konsolide et.Güncel,doğru bilgiye ulaşmanın ve bilgi üretmenin tek yolu budur.







ERMENİ SORUNU VE ALMANYA


ERMENİSTAN’A ALMAN TAZMİNATI YOLDA.. PEKİ, YA TÜRKİYE’NİN BAŞINA NELER GELECEK?

ALMAN MECLİSİNİN KARARINI NASIL OKUMALI?

2 Haziran’da Alman Meclisi Ermenilerle ilgili bilinen kararı aldı. Karar pek çok açıdan ele alınabilir, ancak en anlamlı değerlendirme, bu kararın hangi süreçleri tetikleyeceği ile ilgili olacaktır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Perinçek Kararı’na, karşı taraf, bahis konusu olabilecek en güçlü silahı devreye sokarak cevap verdi. Elbette bu sadece Ermenilerin başarısı değil. Türkiye’ye ceza kesmenin bir yolu olarak da Ermeni tezlerinin kullanıldığını biliyoruz. Son gelişmeyle Almanya Türkiye’nin cezalandırılmasında liderliği ele aldı. Olaylara tarihi yakınlığıyla özel bir konumda olan bu ülke, aynı zamanda dünyanın en itibarlı ülkelerinden biri olarak, kendi adına bir “suç ikrarında” bulunuyor. Yahudi meselesinde olduğu gibi,  bu suçtan dolayı da kesilecek cezaya razı, ödemeye de muktedir. Bu durum olaya bambaşka bir boyut kazandırıyor.

Karara tek ‘hayır’ oyu veren meclis üyesi Bettina Kudla’nın başta gelen ve nedense bizim medyamız tarafından öne çıkartılmayan ret gerekçesi, meselenin parasal boyutuyla ilgili. Şöyle diyor Frau Kudla; “Bu kararla söz konusu olabilecek politik ve finansal sonuçlar kolay hesap edilemez.  Ermenilerin tazminat talepleri hemen devreye girebilecektir..” Frau Kudla, ikinci dünya savaşında yol açtıkları zararlar nedeniyle şimdiye kadar ödedikleri yaklaşık 73 milyar Euro’ya, bir de birinci dünya savaşından ekstra bir ekleme olmasını istemiyor, ki birinci dünya savaşı tazminatları ancak son birkaç yıl önce bitmişti.

Almanya çok çok deneyimli olduğu bir alanda hiç işin bu boyutunu unutur mu? Tabi ki unutmadı. Bu konuya ayrıca geleceğiz.. Sadece kararda açık seçik şekilde tazminat konusunun beyan edilmediğini belirtelim. Karar oldukça uzun tutulan iki madde halinde yazılmış.. Birinci madde de  olayın açıklanması, anma ve sorumluluk konuları var. İkinci maddede ise çok ayrıntılı olarak - Ermeni tezlerinin Türklerin kafasına iyice çakılması- amacıyla Türkiye’de yapılacağı aşikar kültürel faaliyetlerden, Tükçesi ‘Türklerin Vatan Hainliği’ çalışmalarından bahsediliyor. Güya, Türkiye ve Ermenistan ilişkilerinin geliştirilmesi, barışma ve affetme amaçlı teşvikler uygulamaya sokulacakmış. Kararın son cümlesinde, daha evvel ayrıntılı olarak yazılmış olmasına rağmen, “finansal olanaklar..” sözcüğü geçirtilerek tekraren kültürel teşviklerden söz ediliyor. Kıyısından da olsa bir para lafı var yani. Aslında kararın böyle yazılması olağan, çünkü parayı Ermenilerin talep etmesi lazım..

Neden şimdi?,

Doğu Perinçek’in arkadaşlarıyla AİHM’de elde ettiği sonuç, adeta “Yüzüklerin Efendisi” filminde belalı yüzüğün volkanın kaynayan lavlarının içine atılması kadar etkili, büyük ve onurlu bir kazanım oldu. Uluslararası meselelerde hep haksız konumda tutulan Türkiye ilk defa kazanıyordu. Şer güçlerin  derhal daha belalı bir yüzük döverek Türklerin bu zaferinin karşısına çıkarması gerekirdi. Öyle bir şey yapılmalıydı ki, mesele hukuk zemininden de çıksın, arzu edilen netice, gücün tesiriyle kotarılsın.. Halihazırdaki “Ork”laştırılmış Türkleri de hatırlamak lazım.. 

Neden Almanya?

Maalesef Almanya’da uzun yıllar boyunca Türk düşmanlığının birikim yaptığını kabul etmek gerekiyor. Onların algılaması doğrultusunda, Alman yaşam tarzına uyumsuz kara kafalıların, global tehdit unsuru damgası vurulan dinleriyle ülkelerinin her yerinde kök salması derin bir huzursuzluk kaynağı. “Kalkınmanıza yardım ettik!..” söylemi de çoktan usanç vermiş durumda. Diğer yandan yüksek işsizlik oranları ve giderek artan sosyal yardım talepleri ile Türklerin Almanya’ya ekonomik açıdan yarardan çok zarar verdiğini de düşünüyorlar. Neredeyse her gün Türklerin Almanya’da ve Avrupa’da istenmediğini belgelemeye çalışan anketler yaparak bu olguları daha da göze batar hale getirmek istiyorlar. Almanya’da artık hiçbir siyasi parti Türklerin yanında olamaz. Kaybedeceği oy sayısı Türk kökenli seçmenlerden alacaklarından fazla olacaktır. Bu durumda traji komik olan şey de; bizim politikacılarımızın iki de bir, onları bizim aleyhimize aldıkları kararlardan dolayı eleştirmesidir. Onların amacı zaten senin canını yakmak!. Doğru konuma getirmek, sadece ve sadece gelişmelerin onlara vereceği zararlar hakkında ikna edici olgular yaratmaktır.. Maalesef olaya hak ve hukuk açısından bakılmıyor..  
    
Önümüzdeki günlerde göreceğimiz şey şu: Ermeniler kendini suçlu ilan eden Almanya’dan talep edecekleri tazminatı belirleyecekler ve aşağı yukarı tamamını alacaklar. Frau Kudla öyle düşünmüyor ama, Avrupa’nın patronu Almanya için bu bir sorun değil. Şu kadarını söyleyelim,  Almanya adeta Euro saçacak yer arıyor(bunun nedenini tartışmak bizi konudan uzaklaştıracak, çok özet olarak belirtebiliriz ki ne kadar çok Euro dolaşımda olursa Almanların ekonomik hegemonyası o kadar genişlemekte..). Bu arada Yunanistan da fırsattan istifade bir şeyler kopartabilir. Çünkü Yunanistan, 2.dünya savaşının ardından yaklaşık 14 milyar Euro talep etmiş ama ancak 115 milyon D-Mark kopartabilmişti. Bu konular zengin Almanya’da genelde önemli bir problem olarak karşılanmıyor. Durup durup İsrail’e ilave ödemeler çıkartıyorlar. Bireysel müracaatları da hemen incelemeye alıyorlar. Hatta bir çok dolandırıcılık vakaları da oluyor. Alman Dışişleri verilerine göre Nazi suçları için 2015 sonu itibariyle toplam 72.8 milyar Euro ödemişler, 2016’ya düşen pay 701 milyon Euro. Kısacası Ermenistan için çoktan hazırlar..)

Böylece, Türkiye’den parasal tazminat için pratikte bir karine de yaratılmış olacak..  Türkiye için akıldan geçirilen rakamlar Almanya’nın epey fevkinde olacaktır. Elbette Türkiye bunu hiçbir zaman kabul etmeyecek ve ödemeyecek, ama  Rating kuruluşları bu tutarı değerlendirmelerinde kuşkusuz ülke borcuna ekleyecek. İlk sonuç: Türkiye’nin risk piriminin yükselmesi.. Türkiye’nin faiz yoluyla biraz daha fazla sömürülmesi.

Konu elbette çok boyutlu.. Daha bir çok ciddi sorun var; Toprak talebi! Büyük Kürdistan’ın kurulması da Ermenistan Projesinin bir parçası.. Kafalarındaki, önce Kürdistan kurulması.. Sonra oradan Ermenistan’a toprak ciro edilmesi..

Şunu bilelim ki dünyada hiçbir karar geçmişi etkilesin diye alınmaz. Anma, barışma, affetme… Bunlar Ermeni meselesinde maalesef işin Türkleri ketenpereye getirme boyutu. Türkiye’yi bir boşa ya da zora getirip kabullenme moduna bir sokabilseler! Görün o zaman Pandoranın kutusundan fırlayacak kötülükleri.. Biz birici dünya savaşındaki kayıplar nedeniyle üzüntümüzü resmi olarak bildirmedik mi?


Olay iki taraflı olduğu halde neden karşı taraf hiç Türk kayıplarından bahsetmez. Daha da can alıcı olarak, bir hesaplaşma yapılacaksa neden yüzyıl öncesine gidiliyor, neden bugünden geriye doğru gitmiyoruz? Bu daha mantıklı ve daha vicdanlı olmaz mı?  Haa, bir de nereye kadar yol alacağız tarihte? Neden 1915’te duracağız? Bu absürt bir konu vesselam.. Mesele şu; Kurt kuzuyu yemek istiyor.      








2 yorum:

  1. Ermeni sorununa karşı Türkiye nin yaptığı hiçbir etkinliği yok

    YanıtlaSil
  2. Ne yazıkki kurumlaşmış bir hareketin varolduğu söylenemez.

    YanıtlaSil

RASTGELE
Blogger tarafından desteklenmektedir.