GİRİT AÇILIMININ HİKAYESİ - KONSOLİDE DENEMELER

Header Ads

Anladığımız ve bildiğimiz her şey doğru değildir.Neden?.Bilgi değişir, kendini günceller.Sorgula.Konsolide et.Güncel,doğru bilgiye ulaşmanın ve bilgi üretmenin tek yolu budur.







GİRİT AÇILIMININ HİKAYESİ


Merhaba,

Son yıllarda sanki medeni olmanın kıstası ve yeni bir kavram olduğu söylenen açılım konusunun ne menem birşey olduğunu bir dostumun gönderdiği mail ile iyice öğrendim.Bu yazıyı paylaşmamak olmazdı.Bu yazıyı okuduğunuzda tarihimizin son 150 yılı hakkında yeterli bir bilgi birkimimizin olmadığını göreceksiniz..Sanki bilinçli bir koparılma var tarihimizle.Oysa bugün yaşadıklarımızı zaten misli mili yaşamışız.Bu konulardaki bilgi birikimimizin olmamasına  neden olan eğitim politikasını-- Ülkemizi yöneten ekabir takımlarının bilinçli bir eylemi olarak görüyorum.

Asıl üzücü olan ise televizyonlarda entellektüel geçinen zır cahillerin oynadıkları beşparalık senaryoları olan tiyatrolar.VE ..ACABA.YENİ OSMANLICI' LARIN BUNLARDAN HABERİ VAR MI??? SANMIYORUM.

GİRİT AÇILIMININ HİKAYESİ

Açılımın birinci aşaması:

Genel af çıkarıldı.Rumlar, Mihail Korakas liderliğinde ayaklandı.Osmanlı ordusu tam isyanı bastıracakken devreye İngiltere ve Fransa girdi. Teklifleri şuydu: Girit Yunanlılara verilemezdi, ancak Osmanlı da Girit Açılımı yapmalıydı.İlk şart, askeri harekat hemen durdurulmalıydı.Silah bırakacak isyancılar için umumi af çıkarılmalıydı.
Tanıdık geliyor mu? Devam edelim:
Girit yoksuldu; ada halkı iki yıl vergiden muaf olmalıydı. Padişahın atayacağı valinin biri Türk, diğeri Rum iki yardımcısı olmalıydı. Ayrıca resmi yazışmalarda Türkçe zorunluluğu kaldırılmalıydı.Osmanlı açılımı kabul etti. Türkler rahatladı; köy ve mezralarına döndü. Müslümanlar, Bu açılım ne kadar güzelmiş demeye başladı.



Açılımın ikinci aşaması: 

Jandarma yeniden düzenlendi.Osmanlı 1878de Ruslara yenilince, Giritte ayaklanma oldu. Olan, köylerine dönen açılım kurbanı Türklere oldu; evleri, tarlaları yakıldı; canlarından oldular. Osmanlı ordusu yine isyancıların peşine düştü. Ve devreye yine Avrupalılar girdi. Girite özel imtiyazlar tanındı; yani yeni bir sözleşme/açılım yapıldı.
25.10.1878deki bu Halepa Sözleşmesi/Açılımı şöyle olacaktı:
Girit Valisi sadece Müslümanlardan seçilmeyecekti, Hıristiyan da olacaktı. Vilayet genel meclisinde Rumlar (49/31) çoğunlukta olacaktı. Hıristiyan kaymakamlar Müslüman kaymakamlardan sayıca fazla olacaktı. Vilayet Meclisi ve mahkeme dili Rumca olacak; ancak resmi zabıtlar ve dilekçeler Rumca ve Türkçe olabilecekti. Ve en önemlisi asayişi sağlayan jandarma, yerli halktan seçilecekti. Osmanlı bu açılıma da Evet dedi. Yeter ki kardeş kanı dursun diyordu.
Diyeceksiniz ki Durdu mu? Hayır...

Açılımın üçüncü aşaması: 

Avrupa’ya müdahale hakkı .En büyük isyan 1896da oldu. Girit yanıyordu. İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Rusya asayiş amacıyla savaş gemilerini Girit’e gönderdiler. Ve Osmanlıya yine, yeni bir sözleşme/açılım dayattılar. Girit valisi kesinlikle Hıristiyan olacaktı. Vali, adada karışıklık çıkması halinde Batıdan silah ve asker yardımı isteyebilecekti. Hemen genel af ilan edilecekti. Memurların üçte biri Hıristiyan olacaktı. Avrupalı hukukçular adli bir ıslahat reformu hazırlayacaktı. Osmanlı bu açılıma da boyun eğdi. İstanbul’un Girit’te açılım yapmaktan başı dönmüştü. Elleri silahlı Rumlar artık şehir merkezlerinde bile Türkleri öldürmeye başladı. Girit’te oluk oluk Türk kanı akıyordu. Toplu katliamlar başladı. Türk köyleri yakılıp yıkıldı; Türkler adadan kaçış yolu arıyordu artık. Hanya ve Resmoda altmış bin Müslüman sığınmacı kurtarılmayı bekliyordu. Sonunda Osmanlı, 18.4.1897de Yunanistan’a savaş açtı. Beklendiği gibi bir ay gibi kısa sürede Yunan ordusunu perişan etti. Türk ordusu Atina’ya girecekken, Rus Çarı II. Nikolay’ın isteği ve İngiltere’nin baskısıyla II. Abdülhamit Türk ordusunu durdurdu. Osmanlı, bırakın bir avuç toprağı, savaş tazminatı bile alamadı.Aksine Girit’teki nüfuzunu kaybetti...

Açılımın dördüncü aşaması:

Otonom ilan edildi. Diyeceksiniz ki, bu yenilgiden Giritteki Rumlar korkup sinmişlerdir. Ne gezer! En acıklısı Girit’te yaşandı. Türkler, Rumları kesecek iddiasıyla Avrupalılar adaya asker çıkardı. Asayişi artık onların askeri sağlayacaktı! Türk askerine gerek yoktu. Osmanlı askeri gidince Rumlar bir daha ayaklanmazdı! Gülmeyiniz, aynı gerekçeler günümüzde Kıbrıs için de söyleniyor... Türk askeri 1898de Girit’ten çekildi. Ada otonom ilan edildi. Avrupalılar, Rumların ve Türklerin can ve mal güvenliklerini garanti altına aldıktan sonra adadan ayrılacaklardı . Girit’e böylece barış gelecekti. Harika! Girit valisini seçme hakkı, büyük devletlerin onaylaması şartıyla Osmanlı padişahına bırakıldı Sonunda Prens Otto Girit Valisi yapıldı. Kısa bir süre sonra dört devlet adadan çekildi.

Ve sonuç: 

1910 da Girit Meclisi Yunanistan’la birleşme kararı aldı. Girit onca açılıma rağmen 1913 te Osmanlının elinden kuş olup uçtu, gitti! Osmanlı, topraklarının çoğunu diplomasi oyunlarıyla kaybetti.


Açılım















1 yorum:

Blogger tarafından desteklenmektedir.